C'nin limitlerini zorlamak 17 November 07, Saturday @ 00:19

Biraz önce C ödevi hakkında bana bir kaç soru soran arkadaşımla sohbet ederken uzun zamandır C ile programlama yapmadığımı farkettim ve bana yolladığı kodu okurken içimde bir ateş yandı ve C'yi özlediğimi farkettim. Ona ödevi yaparken C'nin sunduğu struct yapısını kullanabileceğini söyledim. Bunun üzerine bana struct yapısının nesneye yönelik dillerdeki nesne kavramından ne farkı olduğunu sordu.

Sorusunun kabaca ve akla ilk gelen cevabı, nesneye yönelik dillerde, nesnelerin haberleşmesini sağlayan metodların(prosedüral dillerdeki fonksiyon karşılığı) bir struct için mevcut olmaması. Yani siz gerçek dünyada modellemek istediğiniz bir şey seçin. Bu seçtiğiniz şeye ait özellikleri iki dil ailesinde de standart veri yapılarıyla tanımlayabilirsiniz(İnsan için : Yaş, isim, soyad, doğum tarihi, doğum yeri, vs. diyelim) ancak nesneye yönelik dillerde buna ek olarak insan sınıfından üreteceğiniz insan nesnelerinin gerçekleştirebileceği eylemleri birer metod olarak tanımlayabilirsiniz(İnsan için : Uyumak, temizlenmek, konuşmak, yemek yemek, vs..)

Ancak istediğiniz takdirde yukarıdaki paragrafta saydığım implementasyonu C ile de gerçekleştirebiliyor olmanız aslında düşük seviyeli bir dilin programcıya ne kadar esneklik sağladığının en çarpıcı örneği. Bir struct yapısının içine, daha sonra tanımlayacağınız metodları gösterecek fonksiyon göstericileri(function pointer) tanımlayabilirsiniz. Daha sonra işi ilerletip çeşitli meta bilgiler kullanarak bu göstericilerin gösterdiği fonksiyonların sadece o struct tipindeki değişkenler tarafından çağırılabilecek şekilde kısıtlayabilirsiniz. Hatta daha da ileri gidip yazacağınız makrolarla nesneye yönelik dillerdeki private, protected, public gibi access modifierların davranışlarını taklit edebilirsiniz. İşin sonu yok, zaten işin sonu Objective C denilen hadiseye geliyor :)

C ile programlarken insan kendisini huzurlu, rahat, dingin, sakin, sessiz bir kasabada hissediyor. Assembly ile kimsenin sana ulaşamadığı, telefonları kesik, ölsen sesini duyuramayacağın köhne bir evdesin ama burada yaşamak sana sadist bir zevk veriyor. C++ ile İçerenköy Carrefour'dasın, kimin eli kimin cebinde belli değil. Java ile Akmerkez ya da Kanyon'dasın her an çıldırabilirsin. Python mu? Python bildiğin yaz tatili :)

-



Tags: Pardus 
Ordan burdan 07 November 07, Wednesday @ 00:38

Uzun zamandır yazma fırsatı bulamamıştım, bugün yazacak 1-2 şey var aklımda, uçmadan yazayım dedim.

2-3 gün önce pardus hata takip sistemine girilen bir hatada, kdeutils paketinin bir parçası olan ark yazılımının parola korumalı rar arşivlerini açamadığından bahsediliyordu. Ben de zamanında bu problemle karşılaşıyordum ve çözümü konsoldan unrar programını kullanarak çözüyordum. Ama artık açık kaynak dünyasına kenarından giriş yapmış bir insan olarak "bakalım problem neymiş, anlayabilecek miyim, çözebilecek miyim" düşüncesiyle ailemizin arama motoruna balıklama daldım. Ubuntu hata listelerinde de bahsinin geçtiğini gördüm konunun. Hemen Kde hata listelerine baktım orada da halen açık durumda olan bir hata girdisi vardı konu ile ilgili. Kaynak kodlarını inceleyeyim dedim. KDE SVN depolarına daldım, aradığımı bulamadım. En son kdeutils-3-5-8 paketinin kaynak kodlarını indirerek derdime derman buldum ve incelemeye başladım. Problemin kaynağı özetle şuydu:

Mevcut araç, bir rar arşivi açılmak istendiğinde önce yeni bir süreç(process) yaratıp unrar'ı çağırıyor. Ark dosyanın parola korumalı olup olmadığını, bu ilk çalıştırma sonucunda unrar'ın ürettiği çıktıyı ayıklayarak anlıyor(hacky tanımının cuk oturduğu bir durum olsa gerek). Eğer çıktıda "(password incorrect ?)" cümlesini yakalarsa parola korumalı bir dosyayla karşı karşıya olduğunu düşünüp unrar'ı tekrar çağırmadan önce kullanıcıdan parolayı girmesini istiyor ve bunu parametre olarak(-p [parola]) unrar'a geçiriyor. Problem ise şu, ne hikmetse unrar ilk çağırılışta asla "password incorrect ?" demiyor, sadece parolayı girmenizi istiyor. Çözüm en basit şekilde unrar'ın ilk çağırılışta "password incorrect ?" demesini sağlamaktı, bunu da "-p-" parametresi geçirerek yapabiliyoruz çünkü bu parametre kullanıcıdan parolayı asla istememesini sağlıyor böylece doğrudan hatalı şifre mesajını veriyor. En azından ben böyle yorumladım, gerekli dosyaya 2 satır ekledim, tekrar derledim ve çalıştı! Gerekli yamayı kde hata listesine ekledim, yaklaşık 1 saat sonra cartman tarafından yama kde svn'e sokuldu ve akabinde pardus deposundaki kdeutils paketine eklendi. Günümün bir bölümünü bu konuya harcayıp sonuçta da somut bir şeyler elde etmek mükemmel bir şey, insana güven ve mutluluk veriyor, en önemlisi açık kaynak dünyasının çekiciliğinden insan tekrar etkileniyor, heyecanlanıyor :)

Sonra yemeğimi yiyip Moda'ya gittim, biramı yudumladım keyifle.

Kalın sağlıcakla :)



Tags: Pardus 
Tiyatrolar sadece alkıştan yıkılsın! 15 October 07, Monday @ 19:46

"Alkıştan yıkılsın" (Melih Aşık, 06/10/2007 - Milliyet)

 

Şehir Tiyatroları'na bağlı Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi bu yıl perdelerini açmadı... Sanatçılar önceki gece bir hayalet gibi duran Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu'nun önüne gittiler, çiçek koydular... Bir de bildiri okundu...

Dendi ki:

"Tiyatrolar sadece alkıştan yıkılsın..."

Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu, Kongre Vadisi yapılacağı için yıkılıyor.. İçindeki cep tiyatrosuyla birlikte iki salon eksiliyor. Sözüm ona yerine bir salon yapılacak... İnanmalı mı?

Bu yıl Taksim Sahnesi de perdelerini açmadı... Yerine alışveriş merkezi yapılıyor... Acaba Devlet Tiyatroları bu salonu kurtarmak için bir çaba sarf etti mi? Bilmiyoruz...

Ankara'da Yeni Sahne'yi kurtarmak için çaba sarf etmediklerini biliyoruz.

Yıkılan sahnelere bir de AKM ekleniyor. AKM dediğiniz bir kültür merkezinden öte... Kentin kimliğini bütünleyen de bir yapı... Konser, opera, bale gibi sanatlarla ilgisiz olup sadece rantla ilgili bir iktidarın buraya daha görkemli bir kültür merkezi yapacağına kimse inanmıyor.

Serbest Mimarlar Derneği Başkanı Doğan Tekeli dünkü açıklamasında bu olayın içyüzüne ilişkin kuşkuları dile getiriyor: "...Bir toplumu ya da bir dönemi kültürü ile birlikte yok etmeyi amaçlayanlar, kültür izlerini ve ortak hafızayı yok etmek isterler.

Türkiye'de, cumhuriyet dönemimizin, mimarlık tarihine mal olmuş ve toplum hafızasına yerleşmiş mimarlık eserleri, gerçekleştirilen ve gerçekleştirilmek istenen birçok yıkım nedeniyle bir tehdit altında gibi görünüyor. AKM, ulusal bir simge yapıdır, yıkılmamalıdır, geliştirilerek yaşatılmalıdır..."

Kendini İstanbullu gören, o salonda anısı olan, sanata saygılı herkes AKM'ye sahip çıkmalıdır.

 

Uyan ahali uyan, yeter bu tembellik!

Başımızdakiler gibi tiyatroyu benliğimizden, yaşayışımızdan, kültürümüzden silmek isteyenlerden değilsen, tiyatrocuların eleştirel eserler ortaya koymasından korkmuyorsan, ilerici, çağdaş ve sanata saygılıysan, ne duruyorsun, ne duruyoruz?



Tags: Pardus 
Ya sev ya terket 02 October 07, Tuesday @ 10:17

 Hrant Dink Cinayeti'nin duruşmasına getirilen sanıkların bindirildiği "Adalet Bakanlığı" aracının önündeki bir etiket dikkat çekti : "Ya sev ya terket". Etiketin kameralar tarafından görüntülendiğini fark eden "vatanseverler" etiketin üzerine beyaz kağıt yapıştırdı. 

Bence siz terketsenize şu ülkeyi artık? Sıkıldım sizin bu kurt işareti yapan ellerinizden, "ya allah bismillah allahüekber" diye bağıran ağızlarınızdan, faşizan söylemlerinizden, iğrenç kafa tokuşturmalarınızdan, devletin içine sızmanızdan, türk olmadığı için adam öldürmenizden. Kimsiniz yahu siz? Bu kadar kolay mı adam öldürmek? Onu bunu öldürüp barışı mı sağladığınızı sanıyorsunuz? Ne kadar cahil, ne kadar pis, ne kadar gerici bir kafanız var sizin?

"Hepimiz Mehmet'iz, hepimiz Türk'üz"

Kusura bakma faşist, ben Mehmet de değilim, bu bağlamda eğer siz Türk iseniz ben Türk de değilim. Türklükten soğutmak için bu kadar uğraşırsanız yıllardır, millet de sokağa dökülüp "Hepimiz Hrant'ız ,Hepimiz Ermeniyiz" sloganı atar tabi ya ne sandınız?

Sonra bir de şarkıcıları var bunların Türüt müdür nedir. O da gitmiş müthiş bir şarkı yapmış : "Plan yapmayun plan. Dudmaz karadenüzde." Senin de sanatçı sandığın o kimliğine kafam girsin.

İğreniyorum ulan hepinizden var mı be? Haykırıyorum be. Radikal dincisinden de aşırı milliyetçisinden de tiksiniyorum. Oh be.

 

 



Tags: Güncel 
Kernel 29 September 07, Saturday @ 18:03

Linux çekirdeğine olan ilgimin had safhada olduğu bu cumartesi sabahında, yeni aldığım "linux kernel development" kitabını okuyordum. Lafı geçen "kernel preemption" hadisesini biraz araştırayım dedim. Onu araştırırken şöyle bir site[0] buldum. O sitedeki makalelerin bir çoğunu okuduktan sonra bir makalede verilen bir adres[1] dikkatimi çekti ve oraya girdim. Yaklaşık bir saattir o sitedeki makaleleri okuyorum, hepsi birbirinden güzel, ilgi çekici ve en önemlisi pratiğe dayalı. Meraklısına öneriyorum :)

[0] : http://www.netrino.com

[1] : http://www.embedded.com/design/archive/?content_type=design

Herkese iyi cumartesi ve pazarlar diliyor, saygılarımı sunuyorum..



Tags: Pardus 
Sonbahar 23 September 07, Sunday @ 18:15

Sonbahar kendisini yavaş yavaş hissettirmeye başladı. Eylül ayı kendisini bulmaya başladı, çok seviyorum şu doğduğum ayı yahu, 12'nin içindeki en eşsiz ay bence.Tamron 17-50mm

Gökmen'de görüp aşık olduğum Nokia 6300'ı aldım. Hakikaten "bu fiyata iyi boya" tabirini hakeden, sade, acayip estetik kısacası şahane bir alet. Hatta tam şu an aşağılarda görüyor olmanız lazım. Şimdi ben bunu özelleştireyim derken biraz suyunu çıkarttım sanırım.

Gittim "Nokia Series 40 Theme Studio" adlı yazılımı kurdum ve üzerinde gelen mevcut temayı düzenledim ve şahane bir Pardus teması haline getirdim. Onun da ekran görüntüsünü indirmek için bağlantıyı aşağıda bulacaksınız.

Efendim bu yeni aletlerden birisi. Diğeri ise babamın geçen hafta içi aldığı yeni objektif. Tamron'un çok klas objektiflerinden biri. 17-50 mm'lik bir genel amaçlı zoom objektif ancak aspherical lens sistemi kullandığı için diyafram açıklığı hep sabit, müthiş bir şey ;) Tabi bu özelliğinin getirdiği bir farklılık var o da çapı, ki kendisi 67 mm çapında. Böylece eski polarize filtre kullanılamaz hale geldi. Objektifin odaklama sesi çok tatlı ve çekici. Objektifin fotoğrafını da sağ tarafa koyuyorum. Objektifle üretilecek fotoğraflar için bir süre beklemeniz gerekecek çünkü önce babamın hevesini alması gerekiyor, ama okul başlayınca Ortaköy semalarında şipşak Ozan olarak göreve başlayacağım.

Ahanda bu yeni cep telefonum, yanındaki ise şu anki ekranım ;)

Nokia 6300

Nasıl yakışmış değil mi? Bence Series 40 ve 240x320 çözünürlükte temaların kullanıldığı Nokia'cılar kaçırmasınlar, bir denesinler, görsünler :) Download etmek için tıklayın .

Bu hafta kayıt haftası. Ayrıca başka bir sürü işlerim de var. Sonra da okul açılıyor. 7 dersimle yazıyla "bir" adet bile boş günüm yok. Bilişimde Güvenlik derslerine katılmadığım takdirde salı gününü boşaltabiliyorum ki sanırım öyle yapacağım. Kalın sağlıcakla.



Tags: Pardus  Yaşam 
Haftasonuna doğru 20 September 07, Thursday @ 20:08

Maksat blogum biraz dolgunlaşsın diye yazıyorum bu yazıyı.

Haftasonuna doğru yelken açmış bünyede yorgunluk belirtileri mevcut. Ama yine de kaç gündür evdeyim, bugün de çıkmazsam çıldırırım. 10 dakika sonra sokakların yolunu tutuyorum.

Blogumu okuyanlar umarım Internet Explorer kullanma hatasına düşmüyorlardır. Yoksa çok acı çekerler ;)

Memlekette ise hiç hoş şeyler olmuyor. Herkesin dilinde bir "Malezya olacak mıyız?" sorusu. Gittikçe geriliyoruz bakalım sonumuz ne olacak. Emin Çölaşan'ın işine son veren malum gazetenin malum yayın yönetmeni bile rüzgardan nasibini alıp da "Sivil faşist mahalle darbesi" tehlikesinden bahsediyor. Ah bu rüzgar gülleri yok mu, kafayı yedirtiyor insana..

Kalın sağlıcakla.

 



Tags: Güncel  Yaşam 
Zangetsu! 20 September 07, Thursday @ 09:20

Evet zangetsu'yu "düzgünce" kurmuş bulunmaktayım. Vatana, millete, ve bana hayırlı olsun :)

Tags: Zangetsu  Pardus 
8 result(s) in 1 page(s)
Previous Page  - 1 / 1 -  Next Page