Dan Osman 2007/05/15

Önümüzdeki hafta Doruk Fişek ve Koray Löker ile, Didem Kamoy'un kaptanlığı ve önderliğinde taa Artvin'e gidiyoruz. İki adet seminer vereceğiz Borçka'da. Bu sayede hem kimselerin gitmediği bir ilimizde verimli bir etkinliğe vesile olacağız hem de Amerika'ya gitmeden önce yıllardır bir türlü göremediğim, yıllardır özlediğim Artvin'i görme şansı yakalamış olacağım.

Lise yıllarında amatör bir şekilde kaya tırmanışı ile ilgileniyordum. Maceralarımın neredeyse tamamı Artvin ve dolaylarındaki dağların kayalıklarında geçti. Bir ihtimal kayda değer bir free-soloist olabilecekken bir kaç metreden düşüp dizimi sakatlayınca bu defter ebediyen kapanmış, geriye ise şimdi insanlara anlattığım bir kaç "ben, meren bey, az kalsın nasıl ölüyordum" anısı kâr kalmıştı. Her neyse.. O zamanlar adı aklımdan hiç çıkmayan 5.14 dereceli bir kaya tırmanışçısı vardı. Hastası idim kendisinin. Tabi o dönem Internet filan olmadığından (Internet vardı da, bizde yoktu), bu abimiz ile ilgili bir parça materyal ile gelene 40 yıl köle olma eğilimindeydim. Esnek dağcı ipi ile bungee jumping'i icad eden, 1000 metrelik atlayışları ile, bir toz torbası bir de ayakkabıyla ipsiz/emniyetsiz çıktığı inanılmaz kayalar ile tam bir idol idi benim için. İşte bu adam bir çoğunuzun tanımadığına emin olduğum ve fakat ismini duymuş olmanızı istediğim kişi Dan Osman'dı ('den ozmın' şeklinde okuyunuz). Ya da dağcı kitle içerisindeki adı ile Dan-O, ya da tam adı ile Daniel Eugene Osman. Yazının sonunda iki küçük video bağlantısı verip isterseniz kendisini biraz daha fazla tanımanızı sağlamaya çalışacağım.

Dan Osman 

Yıllar sonra Artvin'e gidiyor olmam vesilesiyle tahmin edebileceğiniz bir iterasyonun ardından aklıma Dan Osman geliverdi, ne yapıyordu acaba. Hem büyük bir heyecanla hem de biraz çekinerek YouTube'e gittim hemen. Bir videonun altındaki "R.I.P." yorumunu görünce "hayır ya" dedim, biraz araştırınca da 1998 yılında, benim bu işlerden elimi ayağımı tamamen çektiğim ve Dan Osman'ı düne kadar unuttuğum zamanlardan 1 yıl kadar sonra Yosemite Ulusal Parkı'nda 1200 metreden düştüğünü ve öldüğünü öğrendim. Syd Barrett ve Oğuz Atay'ın ölümlerine üzüldüğüm kadar üzüldüm. Gidip USENET'teki rec.climbing alanına atılmış ölüm haberini buldum. Free solo yaparken değil de Yosemite'te ipli bir atlayış esnasında düşmüş olması da ayrıca üzücü geldi. Koparak düşmesine neden olan ipi bilirkişi olarak inceleyen bir başka dağcının yazdığı ve Osman'ın ölümü ardından çıkan spekülasyonlara son vermek için 1998'de USENET'e gönderdiği makale de burada.

Free Soloing yapanlar bu sporun doğası gereği ölüm ile her an burun burunalar bir yerde. Bu insanların motivasyonunu anlamak/anlatmak pek kolay olmuyor. Sonuçta herhangi bir şey yapan herhangi bir insanın motivasyonunu anlamak kolaymış gibi düşünmek de saçma bence ama extreme sporlarla uğraşan insanlar daha bir uzaylı muamelesi görüyorlar. Son verdiğim bağlantıdaki makaleyi yazan Chris Harmston şöyle açıklamış, pek anlamlı geldi bana:

(...) I have nearly killed myself several times due to falling off
5.8.  I am a climber, climbing eventually involves falling, which may
very well kill or maim me. Most people, including myself, would
consider me to be reckless because of how I climb.  I climb for my own
reasons and no one else's.  I don't care what people think about me in
general.  Why Dano jumped off cliffs is his own personal choice that
nobody has a right to argue against, even if he had children in my
opinion.  I certainly have no right to judge his reasons for doing what he
did.  I respect Dano for pushing the limits way way beyond where they had
been previously (...)

Bir çok meşhur free solo tırmanışçısı var. Bunların bir çoğunu izlerken bu işi ne kadar dikkatli yaptıklarını görebiliyorsunuz. Birisinin bu kadar riskli bir şeyi yaparken dikkatsiz davranması elbette olumlu anlamda ön plana çıkarılacak bir şey değil, fakat Dan Osman'ı izlerken onun kendisi için izleyenlerden daha az endişelendiğini hissetmek garip bir histi gerçekten. Mesela ben onu izlerken, onun hayatı da en az benimki kadar değerli olmasına rağmen benim asla sahip olamayacağım bir cesarete sahip olduğunu görüp kendimi küçücük hissederdim. Hatta kendimi biraz büyücek hissetmek adına gözüme kestirdiğim, yerin normaline paralel bir kayanın tam yarısında 20 dakika elimi atacak yer bulamayıp, ağaçta kalan kediler gibi miyavlamaya başladığımda, bu küçücüklük hissinden arınmak için en iyi ihtimalle farklı yollar bulması gereken bir insan olduğumu anlamıştım. Halâ o gün aklıma geldikçe "korkuma yenilip yer çekiminin bana tavsiye ettiği şeyi yaptığım için kendime laflar hazırlamak" ile "akıllı ve soğukkanlı davranışım yüzünden kendime iltifatlar düzmek" arasında gidip geliyorum mesela. Bir dönüm noktası idi benim için bu olay ve Dan denen adamın bir çok insanda olmayan neye sahip olduğunu pek iyi anlamama vesile olmuştu. Arkadaşları tarafından sessizliği, sakinliği ve sıcaklığı ile bilinen bu adam bir çok kişinin kahramanı idi diye düşünüyorum. Ölümünü öğrendikten sonra insanların onu tanımasını sanki bana ait bir sorumluluk gibi addetmiş olmamın arkasında da belki bu var, bilemiyorum.

Dan Osman'ın nasıl bir tırmanışçı olduğunu görmek için önce bunu izleyin: http://youtube.com/watch?v=Fpm0m6bVfrM. Biraz daha fazla fikir sahibi olmak isterseniz de ardından şunu izleyin: http://youtube.com/watch?v=viy9pWTGNys. Dan Osman'ın varlığından haberdar değildiyseniz bir miktar tanımış olmaktan pişman olmayacaksınız diye tahmin ediyorum. Huzur içinde yatsın.