Sonunda Google, YouTube'ü Satın Aldı.. 2006/10/10

 

Bazı şeyler ne kadar hazırlıklı da olsanız sizi şaşırtır ya, bu da öyle oldu biraz.

Bir tarafta günde 10 milyon kez video oynatan, tüm Internet video piyasasının yarısından fazlasını elinde tutan YouTube, diğer tarafta bütün haşmetine rağmen video pastasının %11'i ile idare etmeye çalışmak zorunda kalmış olan koskoca bir Google. Basmış Google 1.65 milyar doları, almış YouTube'ü. YouTube nasıl bu kadar ünlü olup da tek başına YouTube Inc. olarak devam edecekti, neden edecekti hem?

Bunu Google'ın Microsoft'tan önce yapmış olması ruhuma evrimin geçmiş basamaklarından kaldığını hissettiğim ilkel bir ferahlama zerk ediyor da olsa, biraz üzüldüğümü itiraf etmeliyim sanırım (link, link)

Biraz üzüldüm, çünkü isterdim ki YouTube Internet sularında kendi başına gezen -nispeten- küçük, cool balık olmaya devam etsin. Fakat dile kolay, 1.65 milyar dolar (öte yandan Google sadece geçen yıl içerisinde toplam 130 milyon dolar harcamış ve 15 şirket satın almış). Neden böyle isterdim, bunu açıklamak pek kolay değil.

Amerika'ya ilk geldiğimde, ilk önce neden üzücü olduğunu tam olarak anlayamadığım bir şey fark etmiştim. Burada örneğin Beşiktaş'taki Çıtır Cafe, ya da Taksim'deki Kızılkayalar, ya da Ankara'daki Sakal yok. Bunlar gibi özel ve tek bir yerde olanlar yerine genellikle büyük şirketler ve onların şubeleri var. Gittiğiniz hiç bir yerin bulunduğu semtten, o semtin insanlarından, sürekli müşterilerinden ya da sahibinden etkilenerek şekillenmiş özel bir dokusu olmasını bekleyemiyorsunuz. Bir mekânın bir dokusu ya da nev-i şahsına münhasır bir parmak izi varsa eğer bu sıkı bir piyasa araştırmasının ya da başarılı bir halkla ilişkiler çalışmasının eseridir diye düşünmek gerekiyor. O gittiğiniz ve kendinizi bir parçası hissettiğiniz yerin bulunduğunuz şehirde birbirinin tamamen aynı olan 3, eyalette 9, tüm Amerika'da da 44 şubesi oluyor örneğin. Her birinin içi aynı şekilde dizayn edilmiş, her birinin içinde benzer şekilde giyinen, benzer şekilde davranan insanlar çalışıyorlar. Bir süre sonra "yahu tek başına olan, çok büyük hedeflerin bir parçası olmayan birisi yok mu?" diye sormaya başlıyor kendisine insan. Bu şekilde bir anlayışın elbette fikir finansmanını tüketim toplumu kavramından sağlayan ciddi bir mantık altyapısı mevcut. Kimseye "neden böyle yapıyorsunuz?" demenin gereği yok. Nedeni ortada.

Yukarıda bahsetmeye çalıştığım mevzu ile YouTube'ün artık Google'a ait oluşuna üzülme sebebimin benzer çıkış noktaları var aslında.

Google, -her ne kadar tamamen duygusal nedenlerle de olsa- özgür yazılımlara ve açık kaynak koda verdiği destekten ötürü özgür yazılım camiasının çok sevdiği bir şirket olmayı başarmış durumda. Herkes tarafından taktir edilecek kaliteyi ortaya koyanların yeri her zaman farklı olacaktır şüphesiz fakat özünde Google, daha ileri görüşlü insanlar tarafından yönetiliyor olması dışında, diğer hiç bir piyasa devi şirketten farklı değil. YouTube'ü alması da bu yüzden üzücü benim için.

YouTube'ün kullanıcı tarafında hiç bir değişiklik olmayacak yüksek olasılıkla. İçişlerinde bağımsız dış işlerinde Google'a bağlı bir YouTube cumhuriyeti; gerektiğinde aynı tehtide karşı birleşecek, kayıtsız şartsız aynı anlayışı savunacak, bir yerde birbirinin aynısı şirketlerden bir diğeri.

YouTube yaşatılamaz ama, yarın bir gün Google dünyadaki tüm belli başlı özgür yazılımları satın alsa, başkaları ortaya çıkıp hepsinin deposundaki son özgür revizyondan onları özgür bir şekilde yaşatmaya devam edebilir. Burada huzur veren bir şeyler var..