Bat Türkiye, Bat 2006/01/30

Bill Gates Türkiye'de. Hoşgelmiş.

Ticari bir şirketin ticari gayelerine yaklaşmak için geliştirdiği yazılım geliştirme ortamının araçlarını ders olarak gören üniversite öğrencileri ile buluştu önce. 2500 bilgisayar mühendisliği öğrencisi, bir salonda toplandılar ve Bill Gates'in ticari hayallerini, herhangi bir bilgisayar sohbetinde dile getirilebilecek vizyoner cümlelerini dinlediler. Sağolsunlar dinlemekle kalmadılar, paragraf aralarında alkışladılar da :) İçlerinden birisi de "Neyi alkışlıyorsunuz arkadaşlar?" diye bağırmadı. Ya İngilizce bilmiyorlar ya da ortam televizyondan göründüğünden çok daha heyecanlı idi. Hakikaten neyi alkışladınız yahu?

Bu toplantıyı akıl edenlere ve Pazartesi günü bunca öğrencinin bu toplantıya katılıp masal dinlemesine olanak sağlayan akademisyenlere kucak dolusu tebriklerimi göndermek istiyorum, öğrencileriniz geriye çok daha geniş bir vizyona sahip bilgisayar mühendisliği adayları olarak dönecekler. Geçen gün bir televizyon kanalındaki gazetecinin, hem de TUBITAK başkanının yanında "bilim adamı" olarak nitelendirdiği Bill Gates'in bilim adamlığından feyz alan insanlar: bu sıfat tamlamasının bileşenlerinden birisini tam olarak tatbik etseniz, bizim öğrencilerimiz içinden de bilgisayar mühendisleri çıkabilecek ilerde belki!

CNBC-E'den kısmen canlı yayınlanan basın toplantısının ise kesinlikle ayrı bir şekilde ele alınması gerekli. Basın mensupları dediğimiz kitlenin en zeki ve en başarılı olanlarından bir araya getirilmiş bu grubun sorduğu soruları 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Neden bir gazeteci olamayacağımı bir kez daha görmüş oldum, bu mesleğe olan saygım katlandı. Kaçıranlar için, işte sorular:

  Soru: Microsoft çok kullanıcı dostu, ileri düzey kullanıcılar için bir şey
düşünüyor musunuz?

Evet. Bunun yanıtını alınca eline ne geçmiş olacak sevgili gazeteci kardeşim? Ertesi gün gazetene, dergine, seni takip eden ve bir şeyleri haber vermekle yükümlü olduğun insanlara ne diyeceksin? "Microsoft bildiğiniz gibi çok kullanıcı dostu sevgili okurlar. Bill Gates'e sordum, bundan sonra da öyle olacak dedi."

 Soru: Şirketinizi ne olarak görüyorsunuz, bir yaşam tarzı mı yoksa yazılım
şirketi mi?

"Sevgili okurlar, Bill ile hoş bir sohbet esnasında kendisine sordum, Microsoft bir yaşam tarzı mı, yoksa şirket mi?". Aferim sana. Bu mudur Bill Gates'e sorulacak soru? Sorsana "Özgün bilgisayar yazılımlarını geliştirecek yeteneğe ve bilgiye sahip mühendis adaylarının gelişmesini zora sokmaktan, teknolojik gelişmeyi baltalamak ve daha ileri iletişim sistemlerinin gelişip yaygınlaşmasını engellemekten başka işlevi olmayan Microsoft'un Türkiye'ye zararı dokunduğu fikirlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?" diye. Fakat bir gazeteci için, Bill Gates'in şirketini yaşam tarzı olarak görüp görmediğini öğrenmek daha önemli tabi.

 Soru: Servetinizi petrol ile yapmadınız, bilek gücü ile yaptınız, Türkiye'nin
sizi çok heyecanlandırdığını söylediniz. Türkiye için duygusal şeyler mi
besliyorsunuz, elini tutmak mı istiyorsunuz?

Bu gazeteci bayanın sorusu beni şok etti. Ne kadar ezik bir milletiz yahu. Adam gelmiş buraya üs kuruyor, duygusal sebepler besliyor musunuz diye soruyor gazetecimiz. Bizimkiler seviniyor, "merkez kuracakmış", "çok seviyormuş Türkiye'yi", "Eğitime yatırım yapacakmış!". Bu zırva soru yerine "Sulu tarıma ziyadesiyle elverişli bu güzide topraklarımızda yetiştirdiğimiz iri hıyarları ta Amerika'lardan soymak zor olmadı mı? Ticari başarınızın sırrını Türk işadamları ile de paylaşır mısınız?" diye sorsanıza. Bizimkiler de sebeplensin, mesela.

Bir başka kanalda da Microsoft yetkilisi bir genç kardeşimizle ropörtaj yapıyorlar, nedir bu ucuz bilgisayarların içindeki Microsoft XP Starter Edition'ın aslı diye. Diyor ki, "Çok kolay kullanımlı ve fiyatı çok uygun. Fakat aynı anda sadece 3 uygulama çalıştırılabiliyor ve en çok 9 pencere açılabiliyor, bunun asıl nedeni ise kolay olmasını istememiz". Ne diyorsunuz bayım? Kimi kandırıyorsunuz? Hadi spiker bey sevincinden göz yaşlarını tutamayacak derece habersiz dünyanın kalan kısmından, fakat sorsanız bu konuşan kardeşimiz de bir bilgisayar mühendisidir.

Aynı kişi sonra da ekliyor, "Ayrıca ebeveynler çocuklarının girmesini istemediği kötü içerikli siteleri anahtar kelimeler yazarak tanımlayabilecekler, bu da çok önemli bir özellik". Gerçekten harika bir özellikmiş, ebeveynlere yardımcı olmak için "Kötü İçerikli Sitelerde Geçebilecek Kelimeler Sözlüğü (18+)" kitabı da bekleriz sizden. Belki farkında değilsinizdir, Türkiye'de böyle bir şeyi 20 gün içerisinde her şeyi ile yazabilecek bir sürü açık kaynak kodlu yazılım geliştiricisi var. Hem de onlar yaptığında ebeveynler anahtar kelime tanımlamaz, uygulama kendisi gider, Internet'ten bu anahtar kelimeleri sağlayan içeriklerden faydalanır, kendi kendisini günceller. Böyle bir uygulamayı içine koyacağımız "açık" işletim sistemlerimiz mi yok? O da var.

Serdar Kuzuloğlu da bütün iyimserliği ile diyor ki, "Türkiye'de çok fazla bilgisayar mühendisi yetişiyor, bizim biraz da ara elemanlara ihtiyacımız var". Hayır sevgili Serdar Kuzuloğlu, Türkiye'de çok fazla ara eleman yetişiyor, biraz bilgisayar mühendisine ihtiyacımız var. Gidin de üniversitelerdeki bilgisayar mühendisliği bölümlerini gezin, bitirme projelerine, ders içeriklerine bir göz atın. Bilişim yazarı değilim ama ben gezdim, ordan biliyorum.