Bir yolculuk macerası daha sona erdi ve ben yine evimdeyim.
Son zamanlarda çok sık tekrarlanan bu gidiş gelişler (gece yola çıkıp sabah orda olup yoğun ve yorgun bir gün geçirip o gece yeniden yola çıkıp sabah evde olmalar), otobüslerin huzursuz koltuklarında uyumaya çalışmalar, muavin bey'lerin/bayan'ların "beyfendi" sesleri ile uyanmalar, bir daha -ve kimi zaman 'neyse ki'- yüzü hiç görülmeyecek insanlarla bacak-dirsek-omuz temasından mütevellit istemsiz samimiyetleşmeler, rüyalarda yapılan fakat sonradan hatırlanamayan müthiş tasarımlar, yazılan kodlar, yollar, evler, her şey ne kadar da anlamsız ile biten ucuz monologlar, otobüslerde verilen ucuz kekler, içecekler filan beni bir Tyler Durden yaptı diyesim geliyor ama, abartmanın da bir sınırı olduğunu biliyorum.
Benim evimde olduğumu benden başka bir de sabah bana kapıyı en son svn commit'ini sabaha karşı 04:19'da yapmış olan Çağlar'cığım biliyor. Her zamanki gibi bir şeylerini bir yerlerde unutma konusunda uzman ben'e (tahmin buyurduğunuz üzere anahtarımı unutmuştum yine) kapıyı el yordamı ile açtı, ve yuvarlanarak yatağına geri döndü. Kendisi dün gece ne zamandır yapacağımızı konuştuğumuz şeyi yapmış ve PİSİ'nin ActionsAPI'sini refactor etmiş. Ben de bu yazıdan sonra uykululuk halini üzerimden atıp şu olmadığım günde gelişen olayları yakalamaya çalışacağım.
Güzide şehir Çanakkale'de kıymetli insan Necdet Yücel ile ne zamandır yapmak isteyip de yapamadığım bir şeyi onun da desteği ile yaptık ve uzun uzun sohbet ederek karşılıklı -çok afedersiniz- bira içtik (yani benim için içti denemez, ama olsun; yadsınamaz bir varlık gösterdiğime inanıyorum). Linux Kullanıcıları Derneği'den, Pardus'tan, akademisyenlerden, öğrencilerden, ilimden, irfandan ve daha bir sürü şeylerden konuştuk, vatanı kurtaramadık. Ayrıca, -şu anda adını zikredemeyeceğim bir konu üzerine- bir NASIL (HOWTO) belgesi yazmaya karar verdik; bununla da vatanı kurtaramayacağımız aşikar fakat belki bir iki kişiyi kurtarırız, belli mi olur (buraya not düşüyorum ki unutmayalım).



