Pardus: Hayatınızı kolaylaştırır...
04 February 08, Monday @ 22:54
Pardus'un yıllanmış, demlenmiş ustalarından Onur Küçük'le şahsen tanıştıysanız bilirsiniz... Onur sessiz bir insandır. Özellikle pardus-kullanıcıları listesinde harcadığı uzun zamanlar nedeniyle, bu aracı kullanmayı yeğleyenlerin aklına yerleştiğine emin olduğum imzasını motto edinmiş, feyz almaya odaklanmıştır... "Bilgi konuşur, bilge dinler..." Konuşmakta acele etmez sevgili Küçük... ve bazen beni çileden çıkarırcasına susar! Söylemesinin çok anlamlı olduğu konularda da susar! Bunun taze bir örneğini, özgürlükiçin projesi kapsamında değerlendirilebileceğini düşündüğüm bir öneriyi tartışırken yaşadık... Özetleyerek (atarak) alıntılıyorum:
Löker: Malum, hepimizde var, hafif deliyiz... ya da nerd diyelim gavurcadan ödünç terimle... bir işi üç kere yapacaksak, beş kerelik emeği harcayıp da bash/python betiği yazmak, konsol açıverip de işleri otomatikleştirivermek yapmazsak duramadığımız bir eylem... diyorum ki, psp'ye video kodlamak, ipod'a arşiv bindirirken 'yahu nasıl olsa sokakta dinleyeceğim, yerden kazanayım' diye ogg/flac'larımızı 128/variable tekrar kodlamak gibi işler için hepimizin kullandığı farklı çözümler var... Gelin bu güçleri bir yerlerde birleştirelim, birbirimizin çözümlerini, püf noktalarını öğrenelim, paylaşalım...
Onur: Bu arada merge isteğine yazmıştım, gördün mü, mencoder'ın profil desteğini epey geliştirmiş durumdayız...
Löker: Gözümden kaçmış abi, anlatsana şu işin aslını...
Onur: Türker (Sezer) mencoder'da öntanımlı yazıtipi belirlenmediği için altyazıların otomatikman gömülmediğini fark ederek çözüm aramaya başlayınca, bir süredir var olan ama çok kullanışlı olmayan profil desteği de gözüme çarptı. Biraz elden geçirip, günümüzdeki ihtiyaçlara uyarlamaya girişince ortaya şimdiki sonuç çıktı.
mencoder -profile psp -o falanca.mp4 dediğinde video dosyası psp'nin ihtiyaç duyduğu standartlara göre hazırlanıyor. Bu normalde, akılda tutması zor bir seri sayıdan kullanıcıyı kurtaran bir şey. Üstelik mplayer/ffmpeg gibi uygulama/kütüphanelerin sürümleri değişince bu konudaki parametrelerde değişikliker yaşanabiliyor. Kullanıcıya bir profil kullanmayı öğretmek daha doğru ve çağdaş bir çözüm.
Löker: Eh abi, harika bir fikirmiş gerçekten, peki bu gelişmeye kaç profil dahil etmiş olduk biz bugün?
Onur: 29 çeşit video için hazır tanımlarımız var, mencoder -profile help komutuyla tam listeye ulaşılabilir. Burada sözü geçen yüksek kalite vb. ifadelerin karşılıkları da /etc/mencoder.conf dosyasında tutuluyor. Kullanıcılar hata takip sisteminden bu konuda iyileştirme önerisi girerek "falanca video tipini profil olarak eklemek faydalı" dediklerinde pakete ek yapmaya çalışıyorum. Önerilerin mevcut profillerden biraz daha farklı olması, örneğin "mevcut bir profilden sadece basit bir parametre farklı" olmaması, teknik olarak doğru olmasını tercih ediyorum, bu sürecin tamamında da listeyi çok kalabalıklaştırmadan işlevsel tutmaya çalışacağım.
Löker: E peki, çok kişisel bir isteğimiz var, sistem genelinde bir yapılandırma önermek istemiyoruz. Nasıl ekleriz kendi bilgisayarımızda bu alana yeni bir profil?
Onur: Ev dizinindeki .mplayer dizini içinde mencoder.conf dosyası oluşturmak uygun bir çözüm yaratabilir. Örnek dosya olarak /etc/mplayer.conf alınabilir. Buradaki dizim kurallarına göre bakmak gerekli...
Löker: Ah Onur ya, şunları daha sık anlatsan, bu bilgileri daha çok paylaşsak ya...
Onur: :)
hamiş: özgürlükiçin.com adresinde bu tip konularda püf noktaları sadece tarif eden değil, uygulayan çözümleri de paylaşalım önerime olumlu bazı tepkiler geldi, önümüzdeki günlerde bu konuda bazı adımlar atabiliriz... Pardus dediğimiz bir tek 2007, 2008 değil ya...
Tags:
Pardus
,
Comments:
4
Geliştirici toplantısının ardından...
22 January 08, Tuesday @ 00:02
Bu yıl Gnome dünyasının pek heyecan verici etkinliği Guadec'e de 7-12 Temmuz 2008 tarihleri arasında ev sahipliği yapacağı bilinen Bahçeşehir Üniversitesi, Yazılım Mühendisliği bölümü başkanı Nizamettin Aydın'ın konukseverliğinde bizi de İstanbul'un "bahardan ödünç alınmış" bir Pazar gününde ağırladı...
Nizamettin hoca sağolsun, biraz son dakikada harekete geçmemize rağmen (geliştiricilerimiz Gebze'dense,İstanbul'da merkezi bir adresi tercih edeceklerini belirtince biraz son dakikaya kaldık) hemen bütün evrak işlerini aradan çıkarıverip bize rahatça sığdığımız bir derslik ayarlayıverdi. Bizi bürokrasiye kurban etmeyişi için şahsına ve bu tür toplantılara mekan sağlama konusundaki tutarlılığıyla üniversite misyonunu yerine getirmedeki ısrarı için Bahçeşehir Üniversitesine teşekkür ederiz.
Erkan Tekman'ın Pardus'un marka politikası ve fikri mülkiyetinin temsiline ilişkin genel stratejisine yönelik yaşanan gelişmeleri anlattığı bir sunuşla açılan toplantı, Beltaş'ı işgal ederek yiyecek stoklarını yağmalamamızdan önce Pardus 2008'in getireceği/gerektirdiği altyapı değişikliklerinin tanıtımıyla sürdü.
Çomar 2.0, qt4 ve onu kullanan yeni Yalı neler getiriyor ve nasıl çalışacaklar sunumlarının yanında, tüm özgür yazılım camiasında en yeni-yaygın değişikliklerden *-kit yapılarının bir tanıtımı ve onlardan (Package-Kit, Policy-Kit gibi) nasıl yararlanacağımıza dair önbilgiler aldık...
Öğleden sonra ben ne yazık ki akademik yaşamımın bir bölümünü (yıllık iznin bir bölümünü kullanan köşe yazarı edasıyla) gerçekleştirmek üzere çalışmalarımı sürdürdüğüm Anadolu Üniversitesi'ne doğru yola çıkmak zorunda kalarak asıl eğlenceli bölümü kaçırdım.
Pardus 2008'in depo politikası, 2007'nin desteklenmesine ilişkin strateji taslağı, küresel özgür yazılım camiasıyla daha somut ilişkiler kurmanın yöntemleri vb. önemli konularda serbest tartışma ortamı olarak planlanmış olan bu bölüm, aslında kararların da alındığı ve önümüzdeki günleri şekillendiren bölümdü... Bu konuda hem günlüklerde hem de geliştirme ortamını takip edenler açısından listelerde ve kaynak kod deposunun raporlarına yansıyacak olan hareketlilikte daha çok bilgi bulabileceksiniz.
Pardus'un, geliştirme ortamının ister izleyici ister katılımcı (ki ikincisini daha çok seviyoruz) olarak herkese açık olduğunu bu sayede tekrarlamış olalım. "İş başvurusu yapmanın altın kuralları" üzerine yaptığım ukalalık sayesinde günlüğüme gelen "yeni izleyici" oranları epeyce artmış. Ay sonuna dek başvuruları kabul ettiğimiz pozisyonlara yapılan kabarık başvuruları da düşününce bazen bu konudaki yönlendirmelerin eksik kaldığını düşünmeden edemiyorum.
Pardus, stajyer ya da eleman alımı duyurusu yaptığında yıllardır Pardus kullandığını yazarak söze başlayan arkadaşları, açık bir pozisyonumuz olmadan da aramızda görmek isteriz. Pardus Genel Kamu Lisansı (GPL) doğrultusunda zaten "kendi malınız" istediğimiz gönüllü katkı, aslında kendi yaşamınıza yönelik yapmanıza yardımcı olmak istediğimiz bir yatırımdan ibarettir. Hani "bu anlatılanın, senin hikayen olması" gibi...
hamiş: Sonradan gelen düzenlemeyle Guadec tarihini Haziran'dan Temmuz'a düzelttim, sağolsun serdar dalgıç ve bir cümle düşüklüğüne yaptığım acil müdahaleyle anlamı yaşatmayı başardım, sağolsun didem kamoy...
Tags:
Pardus
,
Comments:
0
İş başvurusu yapmak üzerine tavsiyeler...
06 January 08, Sunday @ 20:44
Aslında sanırım çok da haddim değil böyle konularda tavsiye vermek. Gerçi Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler adlı
bölümde ziyan ettiğim üç sene boyunca, bölümün ana konusu bugünün deyimiyle İnsan Kaynakları olduğu için hepten habersiz değilim bu işin nasıl tasarlandığına dair... Ötesinde sevgili ablam da on yıldır insan kaynakları uzmanı olarak çalıştığı için az çok bu iş farklı sektörlerde nasıl yaşanır onu da uzaktan izlemişliğim var... Yine de, araştırmalara, objektif bazı verilere falan dayanmayan, çokça kişisel yorumlar olarak ele alınmalı bu ukalalığım...
Ablama danışıp da "plazavari" işyerleri bu konularda neler düşünür sormayı pek akıl etmeden giriştim bu girdiyi eklemeye, ama bu konularda çok farklı düşünmediğimizi, onu tanıdığım kadarıyla tahmin ediyorum diyelim.
Aksi belirtilmedikçe, özgeçmişinize fotoğraf koymak gibi saçma sapan bir harekette bulunmayın. Özellikle bunu isteyen firmalar, sizi "stand elemanı, aktör/aktris, manken vb." gibi özel bir pozisyona çağıran ilan yayınlamamışsa da, o firmaya başvurmayın. Tipin önemli olmadığı bir alanda çalışacak insanların buna göre seçilmesine onay vermeyin.
Tip hangi durumlada sorun olabilir? Yüzünüzde bir yanık olması, her yanınızın sivilcelerle kaplı olması gibi bence hiç sorun olmayan ama belki bir bankanın, hava yolunun müşterilerle muhatap edeceği insanlarda tercih etmeyeceği bazı durumları belirlemesi için mantıklı olduğunu düşünelim. Ancak Pardus'a sistem yöneticisi aradığımızı duyurduğumuzda, ne yapalım biz sizin vesikalık fotoğrafınızı değil mi? Kabul edilirseniz, sigorta işlemlerinde, kimlik kartınızda ya da başka alanlarda gerekli görülen fotoğraflar sizden ayrıca istenecektir zaten...
Ayrıca belirtilmeyen durumlarda İngilizce özgeçmiş göndermeyin. Türkçe ilan yayınlayan ve karar mekanizmalarında Türkçe konuşmadığı var sayılabilecek insanlar olmayan kurumlarda bu size gülünmesine yol açacaktır. Hani yurt dışında kurulu olup, Türkiye'de de faaliyet gösteren bir firmaya başvururken, karar verecekler arasında Türkçe bilmeyen insanlar olabileceğini düşünerek böyle bir incelik göstermeniz hoş olabilir. Ancak, örneğin, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir kamu kurumuna başvururken bu çok anlamsız olur.
Kariyer konusunda ücretli/ücretsiz danışmanlık veren firmaların tuzaklarına kanarak bildiğinizi iddia ettiğiniz konularda kendinize puan vermeyin. Ne demektir ki html bilgisi 5/7 olmak mesela? O 7 barem neye göre bölümleniyor ve siz hangi 2/7 bölümünü bilmiyorsunuz html programlama yapmanın mesela?
Bunun yerine şöyle bilgi vermenizi önerebilirim: Size bir görev verildiğinde o görevi kimseye gereğinden fazla ekşimeden, mevcut bilginizle ya da İnternet'te ya da basılı kaynaklarda yapacağınız araştırmalar sayesinde kendi kendinize yapabileceğinizi bildiğiniz konuları bildiğinizi yazın. Bunu nereden anlarsınız diye bakacak olursak, önceki projelerinize bakın... Eğitiminiz devam ederken ders konusu olarak da olsa, bir programlama diliyle gerçekleştirdiğiniz özgün bir projenin çalıştığına tanıklık ettiyseniz o programlama dilini bildiğinizi söyleyebilirsiniz. Eğer o alanda uzman olduğunuzu iddia ederseniz ve başvurduğunuz şirket teknoloji alanında çalışıyorsa isminizi Google'a yazdıklarında karşılarına tesadüfen eşleşen şair isim ve soyisimleri yüzünden antolojiler, sizin çalışmalarınızdan daha önce geliyorsa, sizi olsa olsa çay uzmanı olarak işe almayı tercih edeceklerini unutmayın.
Hobilerinizden bahsetmek gibi bir tercihiniz varsa, hobiniz bile olsa o alanda yaptığınız bir işten bahsedin. "Boş zamanlarımda" sözcüğü içeren niyet mektuplarının lise kompozisyonlarını hatırlattığı gerçeğini unutmayın. Amatör olarak (hobiniz olarak) fotoğraf çekmekten hoşlanıyorsanız ve bu fotoğrafları belirli yerlerde paylaşmışsanız (flickr, picasa, deviantart, trekearth, kişisel günlüğünüz vb.) "Fotoğraf alanında yaptığım amatör çalışmalarla ilgili bilgi, falanca siteden edinilebilir" bilgisini vermek, günümüz teknolojilerine uyumunuz, kendinizi geliştirmeye harcadığınız emek gibi konularda kalp fethetmenize yol açacakken; "boş zamanlarımda fotoğraf çekerim" sözcüğüyle araya sıkıştırılmış bir cümle, daha çok yeğeninizin doğum gününde fotoğraf makinasının size ihale edildiği gerçeğiyle bizleri başbaşa bırakmaktır...
Özgeçmişinizin biçimine önem verin. Sade, kolay okunan, hangi bilginin nerede yer aldığını anlamak için zaman harcatmayan bir özgeçmiş her insan kaynakları çalışanının rüyasıdır. Hangi okulu bitirdiğiniz bilgisine ulaşmak için bütün özgeçmişinizi iki kere gözüyle tarayan bir İK çalışanı için artık iyi bir aday olmazsınız.
Galatasaray, ST. Joseph, TED Ankara gibi mezunlarının birbirlerine fetişe yakın duygular içerdiği acaip bir okuldan mezun olmadıysanız ve fakat bir üniversiteden mezun olduysanız kalkıp da oraya hangi liseden mezun olduğunuzu yazarak zaman kaybetmeyin. Eğer öyle afilli bir lisenin mezunuysanız da bence yazmayın, başvurduğunuz yerde çalıştığını bildiğiniz bir abi/ablanıza mesaj atmakla yetinin. Lisede herkes çocuktur. Türkiye liseleri arasında insan seçmeye yönelik bir kalite farkı olduğunu düşünen iyimserlere aldanmayın. Eğer yalnızca liseden mezunsanız tabii yazın hangi liseden mezun olduğunuzu, bu şu anlama gelir: Lise mezunuyum. Yaşamımda bir üniversiteden mezun olmamış ve bana kelime anlamıyla hocalık etmiş insan sayısını düşününce diyorum ki, bu iyi bir şey bile olabilir. Memleketin üniversitesinden de ayrıca hayır mı gördük ki? Ama bu durumu bilmek ister İK çalışanları. Net bilgi de faydalıdır.
Başvurmayı planladığınız kurum size bu konuda belirli bir biçim önerdiyse (lütfen başvurunuzu falanca adresine, konu satırında mercimek yazan bir e-posta ile ve pdf formatında yapın gibi) konu bölümünde "iş başvurusu" yazan bir mesaja cv.doc diye bir dosya göndermeyin. Unutmayın ki, özgeçmişini gönderen tek insan değilsiniz ve gönderdiğiniz özgeçmiş diğerleriyle birlikte bir dizine kaydedilecek. İK çalışanı vatandaşlarımız isminizi hatırlayıp cv.doc dosyasını kaydetmeye çalışırken isminizi dosya isminin yanına eklemeye uğraşınca size inceden bir hal hatır sorma duygusu yaşarlar ve tahminen dosya isminin başına, sizin gibi arkadaşları ifade eden özel bir simge eklerler. Ben örneğin böyle bir dosya göndermem gerekse, verilen referans ve ismimi kullanır, öyle bir dosya gönderirdim. mercimek_koray_loker.pdf gibi...
Tercih ettiğim ve başarılı örneklerde gördüğüm bir başlık dizilimini de ipucu olarak ekleyeyim;
Okunaklı ama sade biçimde isminiz
Eğitim durumunuz
Askerlikle ilişkiniz (bu bence istenmesi çok doğru ve adil bir bilgi değil ama işe yarayan her ipucu, ipucudur...)
İş deneyimleriniz
Başvurduğunuz alanda faydalı becerileriniz (bize başvursanız programlama dilleri, deneyimli olunan sistemlerin bir listesi vb.)
Bildiğiniz dillerin bir listesi
Eklemek istediğiniz kişisel bilgiler (hobileriniden mi bahsetmek istiyordunuz? Ya da topluma yararlı bir STK gönüllüsü müsünüz? Belirli alanlarda dereceler kazanmış bir sporcu yanınızı vurgulamaktan hoşlanıyor musunuz?)
İletişim bilgileriniz (adres ve telefonunuz az yer kaplamıyor, en başa onları koyarsanız, ne iş yapan bir insan olduğunuza daha az önem veriyorsunuz anlamına gelir. Oysa ki nerede oturduğunuz ve e-posta adresiniz, yaptığınız işten daha kolay ve sık değişir...)
Benim 50YKr'um... Bu konuda kim ne yapıyor diye merak edenlere, fikir soranlara... İşe yarıyor mu derseniz, son on yıldır çalıştığım her iş bana bir şeyler kazandıran ve ayrılırken ağlaşarak ayrıldığım birbirinden güzel yerlerdi. Hala da ayrılma günüm geldiğinde gözyaşlarıyla terk etmem gerekecek harika bir işte çalışıyorum. Bunun ne kadar katkısı vardır bilmiyorum, ama olduğu kadar diyelim... Bir katkısı olmuyorsa zaten kazanacak ya da kaybedecek bir şeyiniz de yoktur... Ama Calvin'in de dönem ödevi sunarken dediği gibi, doğru bir sunum başarının yarısıdır ;)
Tags:
Genel
Pardus
,
Comments:
9
Aşkla geliyoruz...
03 January 08, Thursday @ 15:47
Geliştirici listesini okuyanların takip edebileceği gibi 2008 süreci ivmelenmeye başladı... Pek yakında tüm Pardus katkıcılarıyla birlikte yapacağımız yol haritası toplantısı için gerekli altyapı hazırlanmış olacak... İşte o güne doğru son hız giden çalışmaların bir ayağı da böyle bir kareye sığdı, ama olup bitenler öyle bir kareyle anlatılabilecek gibi değil... Bekleyin bizi... Aşkla geliyoruz...

Foto: Gökmen, Geyik: Löker
Tags:
Pardus
,
Comments:
3
Kedicik hazır, ya siz?
19 November 07, Monday @ 10:25
Geceleri pardusman kıyafetimi giyerek harekete geçmediğim zamanlarda, normal bir insan gibi görünmek için yaptığım işler arasında sinemayla köşesinden kesişen kimi işler oluyor. Arada bu blogda da konusu geçiyor. Bunların bir uzantısı olarak geçtiğimiz hafta 13. Avrupa Filmleri Gezici Festivali'ne katılmak için Kars'taydım. Bir çok farklı güzel anının yanı sıra belediye başkanıyla Pardus üzerine konuşma fırsatını da kaçırmadım. Ancak böyle görüşmelerin sonuçları ağır pişer, Pardus'a ilişkin güçlü anektod tabii bu görüşmeden hop diye çıkamadı...
Daha güzeli, bir gün otel lobisinde kucağımda dizüstü bilgisayarımla çalıştığım sırada yaşandı. Kaçırmadan okumaya çalıştığım ve fırsat buldukça katkıda bulunmaktan da inanılmaz keyif aldığım Altyazı dergisi ekibi de festivali takip ediyordu. Lobide aynı oturma bölümüne toplanmış bir yandan kahvelerimizi içerek laklak yapıp öte yandan işimize gücümüze bakıyorduk. Bu sırada bana uzak tarafta yaşanan kimi konuşmalara kulak misafiri oldum. Gerçekten içinden çıkılamaz korkunç bir soruna müdahale etmesi için Pardusman'ı çağırmak zorundaydım.
Yapılan bir ropörtaj sırasında çekilen 2-3 kare fotoğrafın seçilip baskıya hazırlanması gerekiyor ancak fotoğraf makinasının RAW (ham) biçimi bilgisayarlarında yüklü olan model ismi CS1 olan bir yazılım tarafından algılanamıyordu. Daha kötüsü fotoğrafları aktarmalarını sağlayan kart okuyucunun sürücü CD'si yanlarında olmadığı için CS2 olan ve bu RAW'ları JPG ya da TIFF'e dönüştürmesi mümkün olan bir bilgisayara fotoğrafların yüklenmesi de söz konusu değildi.
Gömleğimi usulca çıkarıp Pardus tshirtüyle yanlarına yaklaştım (yok artık.. tamam şaka) ve "alayım o kartı" dedim... yukardaki sorunları tekrar etmeye başladılar, sözlerini kestim "alayım o kartı" dedim.. aldım, taktım, bütün fotoğrafları kopyaladım. ekranı dolduracak şekilde önizleme görüntülerini yaydım. Yanlarına ışık bilgilerini, histogram eğrilerini falan açıp sorunlu olan var mı diye kontrol ettim. Bir iki temel düzeltmeyi yapıp ham kopyalarıyla birlikte JPG'ye çevirip hepsini birden karta tekrar yazıp verdim.
"Abi o nedir, ne kullanıyorsun sen?"
"Pardus... :) Denemek ister misiniz?"
"Sürücü falan gerekmiyor mu?"
"Yahu bırak, ne sürücüsü, standart bir usb kart okuyucu bu, nasıl çalıştığı, ne işlem yaptığı belli. Yıl 2007, bu saatte bu kadar standart bir protokol için CD mi taşınır, asıl siz nasıl bir sistem kullanıyorsunuz yazık size..."
Tadında hava atarak tamamladığım konuşma sonucu hem pek sevdiğim dergiye ufak bir yardımım dokunmuş hem de Pardus'un gücünü bir kere daha ispatlama şansım doğmuştu... Ve gördük ki, Pardus için "peki falanca yapılabiliyor mu" diye sorguya çekilme ve kimi sorulara kem küm diye hayır deme dönemi geride kalmış... Pardus çoktan hazır... Ya siz?
Tags:
Pardus
,
Comments:
4
Güzel bir haftasonunun ardından...
25 June 07, Monday @ 12:20
Bir sene önce, hem üyesi olduğum özgür yazılım listelerinde hem de bilöker'de dyne:bolic dağıtımından bahsetmiştim. Son iki günümü, bu dağıtımın ana geliştiricisi Jaromil'yle (Denis Jaromil Rojo) bolca sohbet fırsatı bulduğum bir etkinlikte geçirdim. :)
Yine bilöker'de defaeten bahsi geçmiş hatta Pardus-Video seminerlerinde Affan Taner tarafından gösterimi yapılan Elephant's Dream filminin yapımcısı Netherlands Media Arts Institute / Montevideo TBA direktörü Heiner Holtapples ve Jaromil, KozaVisual grubunun davetiyle, Ankara'da bulunan Hollanda Yüksek Öğretim Enstitüsüne konuk oldular. Görsel sanatlar, video gösterimleri, dijital kültür tartışmalarının yapıldığı konuşmalar, sunumlar ve film gösterimlerinin yanı sıra dyne:bolic ve özgür yazılımların sanat üretiminde nasıl bir rol oynayabileceği üzerine bir de workshop düzenlendi.
Blender, Gimp, Inkscape gibi görüntü ile ilgili bilinen yazılımların yanı sıra özellikle yayın ve ses üzerine bir çok alternatif sunan dyne ile internet radyosu yayını yapmak için hazırlanan MuSE gibi olanaklar ve genel anlamda GNU/Linux'un sistem olarak sundukları çoğu konuya tamamen yabancı sanatçılar için oldukça ilgi çekici oldu.
Benim için yeni ve ilgi çekici olansa komut satırına ayrılan yarım saatin yeni kullanıcılara "bakın bu da bir araç, en az arayüzler kadar işinize yarayacak güzel özellikler var" diye anlatılabilmesi, bundan korkulmaması da mümkün diye tadını çıkartmak, dağıtımın sayfasından da görülebilen bir çok sosyal projenin özgür yazılım ruhu ile sahip çıkılarak, hacker kültürünün bir parçası olarak tanıtılarak yaşama geçirilmesi oldu.
Özellikle özgür yazılım çevrecidir, çünkü eski bilgisayarları işe yarar hale getirerek tehlikeli atıkların doğaya bırakılmasını yavaşlatır yaklaşımı beni can evimden vurdu. Olayı hep ekonomi üzerinden anlatmak _çünkü Türkiye'de kimse çevre için bir şey yapmaz diye düşünmek_ bir süre sonra öyle düşünmeyi de öğretiyor ve korkunç bir yabancılaşma yaratıyor.
Aslında neredeyse tüm GNU/Linux geliştiricileri yaşamlarında eğlenceli, sosyal sorumluluk içeren, sanatsal ya da bir şekilde bilgisayarla ilişkisi olmasa da kendi dünyası içinde bütün hale gelen ilgi alanlarına sahip, ama bunları bir arada bir Linux nasıl işinize yarar seminerine dönüştürmek çok keyifli bir fikir. Bu konudaki zenginliğimizi az kullandığımızı düşünmeme ciddi ciddi neden oldu (gerçi ben bunu kısmen meren ve fotoğraf ile denemeye çalışmıştım, sonuçlarına tanık olanlar niye çok ısrar etmediğimi tahmin eder).
Aralarda lafı geçince hemen adresleri kenara yazılıverilen güzel, bakılası işler arasında BricoLabs ağı ve Idiki özellikle uğramanızı önereceğim iki adres.
Son olarak da kişisel tatmin ve gelişim dışında bu etkinlikle ilgili en heyecan verici deneyimim, Jaromil'nin konuşmasının sonunda insanlara "Özgür yazılım yerel dinamikler yaratmaktır, sömürgeleştirmeye inat kendi kültürünü korurken küresel bir paylaşımda bulunmaktır. Size bugün anlattıklarım GNU/Linux dünyasının içeriğidir, ben bunları dyne ile yapıyorum, sizin de size ait, rahat kullanacağınızı düşündüğüm bir çözümünüz var, Pardus kullanmanızı öneririm, hepiniz için güzel bir fırsat olur" demesinin ardından yaptığım mini Pardus sunumu oldu.
Aynı dili konuşmak, yaşadığınız mahalledeki insanlarla aynı dili konuşmakla hiç ilgisi olmayan bir şey... Dünyanın ilgisiz iki noktasında doğmuş, internet öncesinde BBS'lerle "sesimi duyan var mı?" diye aramaya başlamış ve özgür yazılımda aradığını bulmuş iki insan, ikisi de sonradan öğrendikleri bir dili kullanarak anlaşmak zorunda oldukları halde, birbirlerini, ana dillerini konuştukları insanlardan daha iyi anlayabiliyorlar...
Arrivederci il mio fratello. Era piacevole essere in contatto con te, e spero di rivederci al piu' presto... :)
Tags:
Genel
Pardus
,
Comments:
0
Kdenlive ile özgür filmlere doğru...
10 May 07, Thursday @ 16:14
Pardus olarak katıldığımız son iki büyük etkinlikte (Açık Kaynak Günleri ile VI. Linux ve Özgür Yazılım Şenliği) Pardus ile film yapımcılığına dair olanakları yeni bir Linux kullanıcısı olan Affan Taner'den dinledik... Seminer geneline yayılan sektörel kullanım bilgilerinin yanı sıra Kdenlive kullanarak Kdenlive için hazırladığı bir filmi de sunan Taner'e bu programın bir son kullanıcı açısından kolaylığı da soruldu...
Ben burada onun da yaklaşık görüşünü kendi fikrimle toparlayıp örneklemek istiyorum. Profesyonel olmasam da yıllarca film üretilen alanlarda bulunmuş bir insan olarak çeşitli programlar gördüm (Avid gibi profesyonel yazılımlara ek olarak bilgisayar dünyasındaki popüler Adobe Premiere, Apple Final Cut Pro gibileri... ya da Windows işletim sistemi ile dağıtılan Movie Maker, ULead studio gibi tüketici ürünlerini...).
Tüm bunlarla kıyaslayacak olursam, kişisel fikrim Kdenlive'in son derece basit kullanılabilen ve temel bir kes/yapıştır film yapımı için son derece yeterli. Geriye de renk düzeltme, özel efektler vb. kalıyor ki, zaten kişisel fikrim o işlemlerin kendine özgü programlarla yapılmasının daha doğru olacağı (mesela Jahshaka).
Kdenlive'in bu yeterliliğini ve basitliğini anlatmak için de en uygun yöntemin Kdenlive kullanırken ekran görüntüsü yakalamak olduğunu düşündüm ve kısa bir görüntü aktarıp ondan film yaparken olup bitenleri kaydettim. http://cekirdek.pardus.org.tr/~loker/kdenlive/ adresinden kdenlive_aktarma.mpg dosyasını indirip izleyebilirsiniz. Bu filmde gördükleriniz gerçek zamanlı olarak ieee1394 (Firewire) kablosu ile bağlanmış ve VCR seçeneğine getirilmiş bir kamera varken yapılmıştır. Aynı dizindeki The Script ise Affan Taner'in Kdenlive için yaptığı ve etkinliklerde gösterdiği tanıtım filmi...
Kameranızı VCR yerine Camera seçeneğiyle bağlarsanız Yakalama İzleyicisini kullanarak kameranın içindeki bir kaset yerine doğrudan sabit diskinize kayıt yapabilirsiniz... Bu da firewire kablonuzun uzunluğuyla sınırlı da olsa bir dizüstü bilgisayarının ekranını yönetmenlerin kullandığı set ekranı olarak kullanmanızı sağlayabilir... Renkler ve çerçeve konusunda endüstriyel bir monitörün yerini tutamayacak olsa da, en azından kameraman/yönetmen arasında bir kolaylık sağlayacaktır...
Tags:
Pardus
Sinema
,
Comments:
0
Kayseri çıkartması
09 May 07, Wednesday @ 17:01
İleride camia içinde ismini daha sık duyacağımızı düşündüğüm/umduğum Hakan Hamurcu, çalışkan ve vefakar bir girişimci. Memleketi Kayseri'de özgür yazılımın daha çok tanınması için dişini tırnağına takıp, üniversite, ticaret odası gibi kurumları bir araya getirmek için haftalardır ter döküyor... ve inatçı çabalarının meyvelerini Erciyes Üniversitesi'nde önümüzdeki hafta gerçekleştireceğimiz harika bir programla alıyor...
http://www.erciyes.edu.tr/duyurular/pardus_semineri.html adresinde göreceğiniz programı Hakan beyin yanı sıra Görkem, İsmail ve Ümran'la birlikte oluşturduk ve sunacağız. Bekle bizi Kayseri - Erciyes Üniversitesi...
Tags:
Pardus
Müzikçalarlarda özgür alternatifler...
09 May 07, Wednesday @ 03:26
Ortalık kısaca mp3çalar deyip geçebileceğimiz sabit diskli/flaş bellekli, video gösterebileni/gösteremeyeni gibi çeşitli türde müzik çalarlarla dolup taşıyor... Bir çok modelin üzerinde mp3/wma yazısına denk gelebilmemize rağmen kimi özel olanları dışında Flac gibi yeni nesil, yüksek kaliteli biçimleri ya da ogg/vorbis gibi özgür alternatifleri destekleyen cihazlara ulaşmak kolay değil.
Hele kulaktan kulağa haber ajansı tahminlerinin %80'lere vardığı bir kullanım oranıyla piyasayı sallayan iPod'un sadece mp3 çalması gerçekten çok acıklı olabiliyor.
Özgür yazılım dünyası bu konuda da boş durmadı elbette... Geçen yıl ipodlinux projesine girişmiş ve meşakatli bir süreç sonucunda 2. nesil, 4gb'lık bir ipod'a kurmayı başarmıştım. Ancak sunduğu özellikler açısından çok da tatmin edici olmadığı için vazgeçmiştim. (Bir arkadaşımın bu konuda yaptığı 'Karadenizlilerin hamsili baklava olayına döndü sendeki Linux aşkı' eleştirisinin katkılarını da anmadan geçemeyeceğim...)
Bugün tekrar bu konuya bir göz atmayı (elimdeki ogg/vorbis sayısının artmaya başlamasının da etkisiyle) planlayarak bir süredir duyduğum ama bakmayı ertelediğim Rockbox'a yanaştım.
Müzikçalarlar için açık kaynak kodlu bir yerleşik bellek (firmware) projesi olarak tanımlanan Rockbox Archos, iriver, iPod, Cowon, Toshiba ve SanDisk markalarının bir çok modeline kurulabiliyor. Böylece elinizdeki bir çok konuda yeteneklerini arttırabileceğiniz bir donanım varken (arm işlemciler, gelişmiş arabirimler gibi) üretici firmanın sunduğu gayet sınırlı olanaklarla baş başa kalmıyorsunuz.
Ekonomik bir model olarak tasarlanan iPod mini sadece mp3 çalmak ve üç beş not, takvim tutmak dışında hiç bir şey beceremeyen bir cihaz olarak satın aldığınız ama 13 farklı ses dosyası türünü çalabilen, analog/sayısal vuMetrelerle ölçüm yapabilen, üzerinde uygulama çalıştırabildiğiniz (hatta Doom oynayabildiğiniz) yetenekli bir oyuncağa dönüşüyor. Disk belleği, hızı, aydınlatma süreleri gibi bir çok konuda yapabildiğiniz ince ayarlar sayesinde pil ömrünü arttırabiliyorsunuz... Dahası, ipod'a şarkı yüklemek için amaroK ya da iTunes gibi yazılımlara bağlı değilsiniz, Rockbox kök dizine attığınız dosyaları indeksleyerek kendi veri tabanını oluşturabiliyor. Böylece herhangi bir yerde şarkı yüklemek istediğinizde başka araçlara bağlı kalmıyorsunuz... Üstelik bu özgürlükler GPL ile garanti altına alınmış oluyor... Müzik çalarlarımızı da özgürleştirebiliyoruz, daha ne bekliyorsunuz...
Tags:
Pardus
,
Comments:
0
Özgür kızlar Pardus kullanır...
19 March 07, Monday @ 22:04
Gördük, duyduk, daha da bahsedeceğiz ya; sadece T.S.K.'nın Askeralma dairesi değil, pek çok kurumda Pardus kullanma kararı verilmeye başlandı. Özel şirketler, üniversiteler, projeler birbirini izliyor. Elbette ki her biri Pardus'un ne kadar güvenilir bulunduğuna dair, doğru bir noktaya vardığına dair harika birer gösterge ve hatta gücümüze güç katan, benzetme yerinde olursa, "ayağımızın yere daha sıkı basmasını" sağlayan uygulama alanları... Mutluyuz, gururluyuz...
Bugün
, bu örneklere kıyasla çok daha mütevazi bir tabloyla karşılaştım... Ankara'nın gecekondu semtlerinden birinde minicik bir kondunun içinde bir odaya sığdırılıvermiş 5 tanecik bilgisayar vardı karşımda... Hani yine benzetme yerinde olursa, "proje için küçük ama benim için büyük bir adım" olacaktı gün içinde orada bulunmak...
Fişek Enstitüsü sosyal politika ve sağlık konularında Türkiye'nin ünlü olmadan çok bilinen kurumlarındandır. Habitat II'nin öne çıkan projeleri arasında yer alan Fişek Modeli, Cumhurbaşkanlığı'nın da takdirini almış ve ödüllendirilmiştir. Bu model, çocukların çalışma yaşamına erken yaşta girmelerinin yol açtığı olumsuzluklar arasında en önemli ikisini sağlık ve eğitim olanağından yoksun kalmak olarak kabul eder. Türkiye'nin ilk halk sağlığı profesörü ve eski Türk Tabipler Birliği başkanı Nusret H. Fişek'in izinden giden gönüllüler sağlık olanaklarını iş yerlerine, çıraklık okullarına ulaştırır yıllar boyunca ve sonra sıra sosyal olanaklara gelir...
Aslında nasıl özetleyebileceğimi bilmediğim, harika ama upuzun bir öykü bu... Sonuçta bugüne gelindiğinde "çocukluklarını yaşayamayan çocuklara" toplumsal bir vefa borcunu ödemek adına bir çok sosyal proje hayata geçirilir ve serüven devam etmektedir... Bugün içinde olduğum o küçücük bilgisayar odası da, Genç Kız Evi'nin bilgisayar odasıydı.
Çalışma hayatına katılmış olan çocukların, emeklerini sürdürülebilir bir eğitime yönlendirme çabası bu kez, bu proje ile daha önceki bir adıma taşınmış ve çevre çocuklarının çalışan çocuklar arasına katılmamaları için uğraş verilmeye başlanmış. Eğitim konusunda erkek çocuklara kıyasla daha az olanağa ulaşabilen kız çocukları için derslerini çalışabilecekleri "sıcak ve sessiz" ortamlar sunabilmek ve onlara derslerinde destek olacak dostlarla buluşmalarını sağlamak için... Hani kısaca söylersek, özgürlük için... Gencecik yaşlarında bir kocaya emanet edilip, o güne kadarki "masrafları için" alınan bir başlık parasına değişilebilecek kızlarla, kendi kararlarını alabilecekleri, birey olabilecekleri, özgür olabilecekleri bir dünya olduğu gerçeğini paylaşabilmek için...
İşte bu güzel amaç için hayata geçirilen ilk uygulama alanında, ilk Genç Kız Evi'nde bilgisayar odasında Pardus kurulu bilgisayarlar karşılıyor genç dostlarımızı... Bilgisayar kullanmayı, bu dünyanın olanaklarını, araştırmayı, yazmayı, paylaşmayı Pardus'la öğreniyorlar... Söyler misiniz, Türkiye'de kaç şirket varsa toplanıp Pardus kullanmış, 100bin bilgisayara kurulmuş Pardus, bundan daha mutlu olabilir misiniz bir geliştirici olarak?
Tabii, bu pek tesadüfi bir durum değil, Fişek Enstitüsü'nün tüm bu rüya gibi etkinlikleri gerçekleştirmesini sağlayan bir başka kanadı daha var. İş güvenliği, sağlık hizmetleri gibi alanların yanı sıra bilişim alanında da iş üreten bir .com.tr kanadı. Fişek Bilişim de, Türkiye'de yıllardır bir çok kuruma özgür çözümler sunmuş, danışmanlık ve eğitim vermiş en deneyimli kurumlardan biri. Yani buradaki Pardus kurulu bilgisayarlar, Pardus diye bir şey hiç olmasaydı bile özgür birer bilgisayar olacaktı kuşkusuz... Ancak bir başka güzel sevinç de buradan kaynaklanıyor ya zaten... İlk günden beri Pardus'un gelişimine önemli katkılar sunan bilişim kanadının, ana kurumun böyle önemli ve anlamlı bir projesinde Pardus tercih etmesi hani ana/babanızın sizi elinizde bir diplomayla gördüklerinde gözlerinde gördüğünüz yaşa benziyor...
Haydi kızlar yahu, kalkın sabah erkenden, doğru okula... Kendinizi gerçekleştirebilmek için, kendi yolunuzu kendiniz çizebilmek için, özgürlük için... Biz de arkanızdayız, hani bu saatten sonra ne olursa olsun başarılı olacak bir proje yaptınız siz bizi, çünkü başka hiçbir şey için değilse de, sizin özgürlüğünüz için devam ediyoruz yola...
Tags:
Pardus
,
Comments:
2