Kedicik hazır, ya siz?
19 November 07, Monday @ 10:25
Geceleri pardusman kıyafetimi giyerek harekete geçmediğim zamanlarda, normal bir insan gibi görünmek için yaptığım işler arasında sinemayla köşesinden kesişen kimi işler oluyor. Arada bu blogda da konusu geçiyor. Bunların bir uzantısı olarak geçtiğimiz hafta 13. Avrupa Filmleri Gezici Festivali'ne katılmak için Kars'taydım. Bir çok farklı güzel anının yanı sıra belediye başkanıyla Pardus üzerine konuşma fırsatını da kaçırmadım. Ancak böyle görüşmelerin sonuçları ağır pişer, Pardus'a ilişkin güçlü anektod tabii bu görüşmeden hop diye çıkamadı...
Daha güzeli, bir gün otel lobisinde kucağımda dizüstü bilgisayarımla çalıştığım sırada yaşandı. Kaçırmadan okumaya çalıştığım ve fırsat buldukça katkıda bulunmaktan da inanılmaz keyif aldığım Altyazı dergisi ekibi de festivali takip ediyordu. Lobide aynı oturma bölümüne toplanmış bir yandan kahvelerimizi içerek laklak yapıp öte yandan işimize gücümüze bakıyorduk. Bu sırada bana uzak tarafta yaşanan kimi konuşmalara kulak misafiri oldum. Gerçekten içinden çıkılamaz korkunç bir soruna müdahale etmesi için Pardusman'ı çağırmak zorundaydım.
Yapılan bir ropörtaj sırasında çekilen 2-3 kare fotoğrafın seçilip baskıya hazırlanması gerekiyor ancak fotoğraf makinasının RAW (ham) biçimi bilgisayarlarında yüklü olan model ismi CS1 olan bir yazılım tarafından algılanamıyordu. Daha kötüsü fotoğrafları aktarmalarını sağlayan kart okuyucunun sürücü CD'si yanlarında olmadığı için CS2 olan ve bu RAW'ları JPG ya da TIFF'e dönüştürmesi mümkün olan bir bilgisayara fotoğrafların yüklenmesi de söz konusu değildi.
Gömleğimi usulca çıkarıp Pardus tshirtüyle yanlarına yaklaştım (yok artık.. tamam şaka) ve "alayım o kartı" dedim... yukardaki sorunları tekrar etmeye başladılar, sözlerini kestim "alayım o kartı" dedim.. aldım, taktım, bütün fotoğrafları kopyaladım. ekranı dolduracak şekilde önizleme görüntülerini yaydım. Yanlarına ışık bilgilerini, histogram eğrilerini falan açıp sorunlu olan var mı diye kontrol ettim. Bir iki temel düzeltmeyi yapıp ham kopyalarıyla birlikte JPG'ye çevirip hepsini birden karta tekrar yazıp verdim.
"Abi o nedir, ne kullanıyorsun sen?"
"Pardus... :) Denemek ister misiniz?"
"Sürücü falan gerekmiyor mu?"
"Yahu bırak, ne sürücüsü, standart bir usb kart okuyucu bu, nasıl çalıştığı, ne işlem yaptığı belli. Yıl 2007, bu saatte bu kadar standart bir protokol için CD mi taşınır, asıl siz nasıl bir sistem kullanıyorsunuz yazık size..."
Tadında hava atarak tamamladığım konuşma sonucu hem pek sevdiğim dergiye ufak bir yardımım dokunmuş hem de Pardus'un gücünü bir kere daha ispatlama şansım doğmuştu... Ve gördük ki, Pardus için "peki falanca yapılabiliyor mu" diye sorguya çekilme ve kimi sorulara kem küm diye hayır deme dönemi geride kalmış... Pardus çoktan hazır... Ya siz?
Tags:
Pardus
,
Comments:
4
Pardus 2007.3 Beta for "Gürer-San"
11 November 07, Sunday @ 14:40
The beta version of the last update release of Pardus 2007 is ready... We dedicate 2007.3 Beta to Gürer Özen who was one
of the oldest developer working in Tubitak since last month. Gürer-San decided to kick-off his plans to conqueror the world
and he's so busy with the invasion plans. 
"Pardus 2007.3 beta" and "Pardus 2007.3 live beta" versions present
a massive update and package additions to the version
2007.2 Caracal caracal version released on July, 11. In order to
download live or installable versions incorporating many
features including KDE 3.5.8, OpenOffice, k3b, Xorg, please click on
the following links:
Check out ftp servers for ISO's
ftp://ftp.pardus.org.tr/pub/pardus/kurulan/2007.3-Beta/
ftp://ftp.pardus.org.tr/pub/pardus/calisan/2007.3-Beta/
Please remember that this is a beta version which may be buggy or
unstable. So please inform us if you see any problems...
You can mail us or use bugzilla @ http://bugs.pardus.org.tr
Tags:
InEnglish
,
Comments:
1
Grev bulutları*
28 July 07, Saturday @ 12:56
Türk Hava Yolları'nda çalışan işçilerin örgütlü olduğu Hava-İş kısa isimli Türkiye Sivil Havacılık Sendikası grev kararı almış durumda. Gazetelerde taleplerinin doğru yansıtılmadığını, yolcuların güvenliğini gözeten taleplerinin göz ardı edilerek sadece sendika üyelerinin çalışma koşulu ve maddi talepleri söz konusu gösterildiğini düşünen sendika yetkilileri bugün ana akım medyanın bir çok gazetesinde ilanlar yayınlamışlar.
Çok yakın zamana dek askeri kökenli pilotlarla ekibini büyüten ve dünyanın en disiplinli uçan ekibine sahip olduğu söylenen THY'nin beyaz gömlekli emekçilerinin kuşkusuz örgütlenme yeteneği çok daha az, grev kırıcılarla iş olanaklarına saldırılan işçilerden çok daha fazla güçleri var. Ancak bu durum taleplerini tarafsız biçimde halka ulaştırmalarını sağlamıyor. Görülen o ki...
Her an siyasi manevralarla grev hakları engellenebilecek olan insanların, neden grev kararı almak zorunda kaldıklarını ve hangi taleplerle bu mücadeleyi sürdürdüğünü bir de onlardan dinleyin: http://www.havais.org.tr/
* Bu başlık geçenlerde bir gazete ya da televizyonda görüp gülümsediğim bir başlıktı, kaynağını ne yazık ki hatırlayamadım.
Tags:
Genel
Yazmazsam duramayacağım: Hoş ve Boş
14 July 07, Saturday @ 14:17
Ekin'ciğim yanımda olsa nasıl söylenirdi kim bilir, onun sıklıkla kızacağı kadar sık yaptığım biçimde 10 dakika bile izlemediğim bir programla ilgili yorum yapacağım şimdi :) ama programın tanımını, yöntemini okudum, özetlerine TV'den baktım, üzerine yapılan yorumları okudum ve yapacağım açıdan değerlendirme için yeterince fikir edindiğimi düşünüyorum.
Bu konuyu gündeme getirerek, bilöker okuyan ama bu konudan uzak durmayı başarmış herkesin hayatına küf tadı ile katkıda bulunduğum için özür dilerim, ama tüm toz-duman içinde gözden kaçan bir noktaya mesleki bir müdahaleyi çok gerekli görüyorum.
Güzel ve Dahi adıyla yayımlanan programın çıkardığı yaygara çok ancak bence bilgisizlikten ölmek tıbben mümkün olsa handiyse doğamamış olmaları gerekiyor gibi görünen bir grup kadının zekası üzerine yapılan tartışmalar hedefi ıskalıyor. Programın kadını aşağılamak için (NTV'de neredeyse böye bir soru sordular çok güldüm) "zekası düşüklerden" seçilmiş kadınların kitle iletişim araçlarında temsili eleştiri konusu edilecekse bu programa kadar beklemeye gerek yok, TV izleğinin büyük bölümü kadının toplumdaki rolü ve birey olarak ona sunulan olanakların sınırları açısından ayrımcı ve sorunlu... Bu programda alttan alttan yapılan iğrenç pazarlıksa aslında şu şekilde formüle ediliyor, ki benim midemi bulandıran asıl bu:
Akıl timsali çocuklarımız, yetiştirdikleri kızlar memleketin cumhurbaşkanını tanıyamazlarsa tam tepelerine çıkıp popolarını burunlarına soka soka dans etmesine seyirci kalıyor. Sonrasında da hanım kızlar bu soruları doğru yanıtlasın da yarışmayı kazanabilsinler diye onlara yardımcı oluyor. Nacizane yönetmenlik eğitimimde dramatik çatışma denen kavramdan üç kuruş bir şey anladıysam bu programın çatısı şu çelişkinin seyirciye yansıtılabilmesi üzerine kurulu:
"Akıllı ama abaza" gençler, yarışmayı kazanabilmek için "hoş ama boş" kızların entellektüel birikimlerini arttırmak zorundalar. Ancak ortadaki asıl sorun çiftler arası rekabet değil. Ömrü boyunca hesap cetveli, teksir kağıdı ve fibonacci eğrisiyle haşır neşir olmuş çocuklar, kızların poposunun silüeti ile yarışmayı kazanmak arasında bir seçim yapmak zorundalar... Bundan daha heyecanlı bir seçim düşünebiliyor musunuz?!
Yani yarışmanın özgün tasarımı bunun üzerine kurulmuş en azından... ama yurdum insanının bu yarışmanın sözleşmesine imza atabilen temsilcileri arasında fibonacci'yi makarna markası sananlar çoğunlukta olduğu için kanımca bir seçim de yapmak zorunda kalmadan doğaları gereği popo seyretme yönünde ilerlemeye devam edecekler. Çünkü bakınız "dahi"lerimizin bilgi düzeyi ne alemde asıl:
Yarışmada Adolf Hitler'in ismini bilemeyen kıza hayret edenler, ondan sorumlu dahi arkadaşın bu konudaki önerilerini duysalar neler hissederdi acaba... Dahi oğlumuz, hanım kızımıza Hitler'i şöyle tarif etmiş: "Bir Alman generalidir. Yahudileri öldürdükten sonra tüm dünya ona savaş açtı, o da işler kötüye gidince intihar etti." Vay vay vay... İkinci Dünya Savaşı nedir, Nazizm nedir falan ne gerek var ki... Biz yanlış anlamışız bilginin özüne ulaşmayı. Gerçi Hitler'in askeri kariyeri Birinci Dünya Savaşı sırasında yaptığı zorunlu askerliğinde aldığı onbaşı rütbesiyle sınırlıdır, giydiği üniforma askeri değil, imparatorluk üniforması, Führer simgesidir ama bunların o kıza faydası yok, o "Alman komutan" dese yetecek yarışma için tabii...
Bu arada yarışmanın yüzsüz, paragöz yarışmacısına üç cümlem var:
1) Nimet Çubukçu'ya "Bu ülkede töre yüzünden kadınlar öldürülüyor, benimle uğraşacağına onlarla uğraş" diye akıl vermekle olmuyor, sen de git madem farkındasın töre programı yap o zaman!
2) Geek sözcüğünün ülkemiz dil ve kültüründeki (hani çeviri sadece dilbilimsel bir şey değildir) karşılığı İNEK'tir... Hani İnek Şaban var ya... İşte onun gibi... Sen o sıfatı amerikan temsiliyetine çok yakıştıramadığın için "dahi" diye çevirmek lüksüne sahip değilsin, ya ingilizce nedir onu bilmiyorsun ya da hiç dayak yememişsin derler adama.
3) Sen bu programı paran olmadığı için yapıyorsan gel, insanlık onuru adına ben sana her ay yatacak yer, yemek falan vereyim daha fazla rezil olma!
Tags:
Genel
,
Comments:
6
Dünya biraz daha dilsiz sanki...
12 July 07, Thursday @ 18:26

Çağdaş felsefenin Türkiye'de önde gelen isimlerinden biri olan Ulus Baker dün gece 01.30'da Çapa Tıp Fakültesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen aramızdan ayrıldı. ODTÜ'de ama genel olarak görsel çalışmalarla, çağdaş felsefe, sosyoloji gibi alanlarda gelişmelerle ilgili çalışan herkesin bir şekilde yolunun kesiştiği, yüzlerce öğrencinin ufkunu açan çok parlak, çok güzel bir insanın yokluğu kuşkusuz korkunç olacak. Ne kadar alışsak da ölüme, o mutlaka bir kere daha şaşırtmanın, acıtmanın yolunu buluyor... Cuma (13.07) saat 14.00, ODTÜ Gisam'da ve Cumartesi (henüz belirsiz bir saatte) İstanbul'da anma törenleri yapılacak...
Tags:
Genel
Oy moy yok size...
07 July 07, Saturday @ 01:24
Seçim heyecanı sardı memleketi, bir yanda siyasi partiler birbirlerine girişti, öte yanda yılların aşılamayan baraj sorununa karşı bağımsız adaylar formülüne sığınan ama kanımca eline yüzüne bulaştıran sol hareketler memleketin _kendilerince_ gündemine ilişkin bıdır bıdır anlatıyor, hatta yer yer atıp tutuyorlar...
Bugün oturdum, meclise en çok girme olasılığı olduğu söylenen 5 partinin seçim beyannamelerine, yani iktidar oldukları takdirde yapmayı önerdikleri icraatları içeren belgelerine baktım. Hani olur ya, memleketi idareye talip insanlar oturup da yazılım sektörüne ilişkin fikirlerinde belki özgür yazılım konusuna değinmişlerdir diye bir ümit vardı içimde... Tüm parti programlarında biyoteknoloji, nanoteknoloji, uzay teknolojileri var (ezber kokuyor). Her parti hem word hem pdf biçiminde (ilkine .doc demeleri gerektiğini birileri söylemeli) beyanname yayınlamış...
Bir yanlış düzelterek başlayayım: Ne kadar korka korka inanmış gibi yapsam da inanamadığım bir ihtimal olan bu 5 isimden birine aslında bakamadım. Çünkü onun, Genç Parti'nin bir web sitesi yok! Haliyle görüşleriyle ilgili bir fikrim yok. Siber seçmen gibi davranacağım ama ulaştığım sonuç: bu adamların bir görüşü yok...
Efendim reklam panolarını benim nedense bunca yıllık iktidarlarına tanıklığım sırasında bir türlü göremediğim bir takım başarılarla(!) süslemiş iktidar partisi AKP seçim bildirgesinde bilişim sektörünün önemine yaptığı vurguyu takiben "hindistan, çin gibi ülkelere yönelen sermayenin Türkiye'ye getirilmesi" ile ilgili bir takım parantezler eşliğinde yeni tekno-kentler vaad etmiş ancak içerikte bir ayrıntı göremiyoruz. Birileri onlara o ülkelere giden sermayenin köle yaratmaktan başka bir işe yaramadığını, bu güne dek övüne övüne satış yaptıkları yabancı sermayenin de son 10 yıl boyunca Türkiye'de en çok finans sektörüne girdiğini ve içler-dışlar çarpımı derken paraya para katıp gittiğini, istihdama HİÇ katkıda bulunmadığını söylesin. Kim salak yerine konuyor anlayalım.
Başmuhalif parti CHP de bilişime vurgu yapmaya çalışmış, mealen denilmiş ki, "bu alanda yatırımları teşvik edecek yeni bazı kanuni düzenlemelerin yanı sıra kamu alımlarında yerli yazılımları tercih ederek bu konuda insan yetişmesine katkıda bulunacağız... ". Yazılımı yazıldığı ülkeye göre değil de, standartlara, ilkelere göre seçmelerini tercih ederim. Keşke "kamuda özgür (açık kaynak kodlu) yazılımları tercih ederek ülkenin bu alanda tasarruf ederken nitelikli insan gücünü arttırmayı hedefliyoruz" deselerdi. Sonuçta yurt dışındaki yazılım şirketlerine mevcut ifadeyle de kışt deniyor özünde...
Demokrat Parti Bilim, Teknoloji ve Yenilikçilik başlığı ile değindiği beyannamesinde maalesef bilgisayar/bilişim teknolojilerine pek yer vermemiş. Ben de bu incelemede ve yaşamımda kendilerine yer vermiyorum.
MHP çağı yakalayabilmek açısından Bilim, Teknoloji ve İletişim Bakanlığı kurulmasını vaat ediyor. Bunun ardından ar-ge yapmak üzere çeşitli yatırımlara işaret ederken lafın içini genel olarak çok doldurmuyor. Devlet/kamu hizmetlerinin elektronik ortamda eksiksiz sunulabilmesi ve her vatandaşa vatandaşlık bilgilerinin taşınabildiği akıllı kartlar dağıtmak gibi bence göz boyamaya yönelik görünen, altı boş olan ama hiç değilse diğer partilerden daha somut duran önerileri de bulunuyor.
Bağımsız adaylara gelince... Bu iş benim açımdan tutmadı. Ankara'da yaşıyorum, bağımsız olarak aday olan ancak DTP+Sol partiler çatısı tarafından desteklenen adayın kim olduğunu öğrenmek için google'da mesai harcamak zorunda kaldım. Oysa İstanbul'dan aday olanları gayet ayrıntılı biçimde öğrenebildim ve .net platformu kullanarak yaptıkları site ile hangi ezilenin hakkını, hangi araçlarla, enstürmanlarla koruyacakları konusunda ciddi şüpheye düştüm. Ne tuhaf bir ülke...
Çevre Mühendisleri Odası'nın benim bu yazıyı yazmama ilham veren bir incelemesi var. Onlar da siyasi partileri çevre konusundaki düşünceleriyle masaya yatırmışlar... Google'dan, arayarak buna benzer incelemeler bulmak olası. Kadın hakları açısından, çocuk hakları açısından partilerin karneleri STK'lar tarafından nasıl oluşturulmuş görebilirsiniz...
Ben tüm bu değerlendirmelere baktıktan sonra şuna karar verdim, EVET diyeceğim bir aday göremiyorum. Trainspotting filminin girişi geliyor aklıma: Yaşamı seç. Bir meslek seç. Kariyerini seç. Bir aile kurmayı seç. Dev ekran bir TV seç. Çamaşır makinesi, araba, cd çalar ve elektrikli mutfak aletlerini seç. Sağlıklı yaşam, düşük kolestrol, diş kapsayan sigorta seç. İyi bir mortgage sözleşmesi seç. Arkadaşlarını seç. Rahat kıyafetler ve uygun çanta seç. Üç parça bi takım elbise seç. Kendin-Yap ürün seç ve Pazar sabahı ne bok yediğini düşün. Yaptığın kanepeye otur ve abuk subuk kafa ütüleyen TV yarışmalarını seyrederken abur cubur tıkın. Hepsinin sonunda çürümeyi, huzurevine tıkılmayı ve kendi yerine geçirmek için peydahladığın veletlerin bencilliğinden ibaret olmayı seç. Geleceğini seç. Yaşamı seç.
RENTON diyordu ki, "ben seçmemeyi seçtim. başka bir şey seçtim". İşte ben de, sevgili dünya nereye gidiyor bi-haber olan siyasetçilerimize bir yanıt vermek istiyorum. Yaşamının on yılından fazla bir süreyi kendine bir özel hayat kurmayı adam gibi beceremeyecek, ailesine dilediği gibi zaman ayıramadığı için pişmanlıklarla dolu biçimde ama yaşadığı ülkeyi baştan sona gezmiş, gittiği her yerde bilgisini insanlarla paylaşmayı önemsemiş bir "gönüllü"den, gelecek dediğiniz gençlerden biri olarak diyorum ki: Bu seçimde başka bir şey seçiyorum ben. Ne uydurduğunuz sahte tehlikeler ne de bir bok becermişsiniz de sayesinde olmuş gibi davrandığınız, tek adam sultasına fiyakalı bir isimden başka bir şey ifade etmeyen istikrarınız, ne milli beraberlik gazlarınız bana sökmüyor. Herkese ait olduğuna inandığım dünya mirası, çevresiyle, bilgi birikimiyle, hayalleriyle eşit olarak paylaşılsın diye uğraşan ben, hiç birinizden beklediğimi bulamadığım için siz de benden beklediğiniz o evet yerine bunu alacaksınız. Hayırlı olsun!
Tags:
Genel
,
Comments:
2
Güzel bir haftasonunun ardından...
25 June 07, Monday @ 12:20
Bir sene önce, hem üyesi olduğum özgür yazılım listelerinde hem de bilöker'de dyne:bolic dağıtımından bahsetmiştim. Son iki günümü, bu dağıtımın ana geliştiricisi Jaromil'yle (Denis Jaromil Rojo) bolca sohbet fırsatı bulduğum bir etkinlikte geçirdim. :)
Yine bilöker'de defaeten bahsi geçmiş hatta Pardus-Video seminerlerinde Affan Taner tarafından gösterimi yapılan Elephant's Dream filminin yapımcısı Netherlands Media Arts Institute / Montevideo TBA direktörü Heiner Holtapples ve Jaromil, KozaVisual grubunun davetiyle, Ankara'da bulunan Hollanda Yüksek Öğretim Enstitüsüne konuk oldular. Görsel sanatlar, video gösterimleri, dijital kültür tartışmalarının yapıldığı konuşmalar, sunumlar ve film gösterimlerinin yanı sıra dyne:bolic ve özgür yazılımların sanat üretiminde nasıl bir rol oynayabileceği üzerine bir de workshop düzenlendi.
Blender, Gimp, Inkscape gibi görüntü ile ilgili bilinen yazılımların yanı sıra özellikle yayın ve ses üzerine bir çok alternatif sunan dyne ile internet radyosu yayını yapmak için hazırlanan MuSE gibi olanaklar ve genel anlamda GNU/Linux'un sistem olarak sundukları çoğu konuya tamamen yabancı sanatçılar için oldukça ilgi çekici oldu.
Benim için yeni ve ilgi çekici olansa komut satırına ayrılan yarım saatin yeni kullanıcılara "bakın bu da bir araç, en az arayüzler kadar işinize yarayacak güzel özellikler var" diye anlatılabilmesi, bundan korkulmaması da mümkün diye tadını çıkartmak, dağıtımın sayfasından da görülebilen bir çok sosyal projenin özgür yazılım ruhu ile sahip çıkılarak, hacker kültürünün bir parçası olarak tanıtılarak yaşama geçirilmesi oldu.
Özellikle özgür yazılım çevrecidir, çünkü eski bilgisayarları işe yarar hale getirerek tehlikeli atıkların doğaya bırakılmasını yavaşlatır yaklaşımı beni can evimden vurdu. Olayı hep ekonomi üzerinden anlatmak _çünkü Türkiye'de kimse çevre için bir şey yapmaz diye düşünmek_ bir süre sonra öyle düşünmeyi de öğretiyor ve korkunç bir yabancılaşma yaratıyor.
Aslında neredeyse tüm GNU/Linux geliştiricileri yaşamlarında eğlenceli, sosyal sorumluluk içeren, sanatsal ya da bir şekilde bilgisayarla ilişkisi olmasa da kendi dünyası içinde bütün hale gelen ilgi alanlarına sahip, ama bunları bir arada bir Linux nasıl işinize yarar seminerine dönüştürmek çok keyifli bir fikir. Bu konudaki zenginliğimizi az kullandığımızı düşünmeme ciddi ciddi neden oldu (gerçi ben bunu kısmen meren ve fotoğraf ile denemeye çalışmıştım, sonuçlarına tanık olanlar niye çok ısrar etmediğimi tahmin eder).
Aralarda lafı geçince hemen adresleri kenara yazılıverilen güzel, bakılası işler arasında BricoLabs ağı ve Idiki özellikle uğramanızı önereceğim iki adres.
Son olarak da kişisel tatmin ve gelişim dışında bu etkinlikle ilgili en heyecan verici deneyimim, Jaromil'nin konuşmasının sonunda insanlara "Özgür yazılım yerel dinamikler yaratmaktır, sömürgeleştirmeye inat kendi kültürünü korurken küresel bir paylaşımda bulunmaktır. Size bugün anlattıklarım GNU/Linux dünyasının içeriğidir, ben bunları dyne ile yapıyorum, sizin de size ait, rahat kullanacağınızı düşündüğüm bir çözümünüz var, Pardus kullanmanızı öneririm, hepiniz için güzel bir fırsat olur" demesinin ardından yaptığım mini Pardus sunumu oldu.
Aynı dili konuşmak, yaşadığınız mahalledeki insanlarla aynı dili konuşmakla hiç ilgisi olmayan bir şey... Dünyanın ilgisiz iki noktasında doğmuş, internet öncesinde BBS'lerle "sesimi duyan var mı?" diye aramaya başlamış ve özgür yazılımda aradığını bulmuş iki insan, ikisi de sonradan öğrendikleri bir dili kullanarak anlaşmak zorunda oldukları halde, birbirlerini, ana dillerini konuştukları insanlardan daha iyi anlayabiliyorlar...
Arrivederci il mio fratello. Era piacevole essere in contatto con te, e spero di rivederci al piu' presto... :)
Tags:
Genel
Pardus
,
Comments:
0
For one more time... Open Movie again...
15 June 07, Friday @ 13:44
Blender Foundation announced the second open movie project of Blender community: Peach... Similar to the Orange project, the targets are listed as:
1) Use Blender and other Free and Open Source software to create a compelling industry quality short 3D animation movie.
2) Stimulate and and facilitate further development of Blender.
3) Release the movie and studio database freely licensed as Creative Commons.
This open movie concept is a big chance for free software model in order to produce softwares for artistic needs... Artist and developer collaboration would never be this fun and successful... Good luck people!
Tags:
Sinema
InEnglish
,
Comments:
0
Kdenlive ile özgür filmlere doğru...
10 May 07, Thursday @ 16:14
Pardus olarak katıldığımız son iki büyük etkinlikte (Açık Kaynak Günleri ile VI. Linux ve Özgür Yazılım Şenliği) Pardus ile film yapımcılığına dair olanakları yeni bir Linux kullanıcısı olan Affan Taner'den dinledik... Seminer geneline yayılan sektörel kullanım bilgilerinin yanı sıra Kdenlive kullanarak Kdenlive için hazırladığı bir filmi de sunan Taner'e bu programın bir son kullanıcı açısından kolaylığı da soruldu...
Ben burada onun da yaklaşık görüşünü kendi fikrimle toparlayıp örneklemek istiyorum. Profesyonel olmasam da yıllarca film üretilen alanlarda bulunmuş bir insan olarak çeşitli programlar gördüm (Avid gibi profesyonel yazılımlara ek olarak bilgisayar dünyasındaki popüler Adobe Premiere, Apple Final Cut Pro gibileri... ya da Windows işletim sistemi ile dağıtılan Movie Maker, ULead studio gibi tüketici ürünlerini...).
Tüm bunlarla kıyaslayacak olursam, kişisel fikrim Kdenlive'in son derece basit kullanılabilen ve temel bir kes/yapıştır film yapımı için son derece yeterli. Geriye de renk düzeltme, özel efektler vb. kalıyor ki, zaten kişisel fikrim o işlemlerin kendine özgü programlarla yapılmasının daha doğru olacağı (mesela Jahshaka).
Kdenlive'in bu yeterliliğini ve basitliğini anlatmak için de en uygun yöntemin Kdenlive kullanırken ekran görüntüsü yakalamak olduğunu düşündüm ve kısa bir görüntü aktarıp ondan film yaparken olup bitenleri kaydettim. http://cekirdek.pardus.org.tr/~loker/kdenlive/ adresinden kdenlive_aktarma.mpg dosyasını indirip izleyebilirsiniz. Bu filmde gördükleriniz gerçek zamanlı olarak ieee1394 (Firewire) kablosu ile bağlanmış ve VCR seçeneğine getirilmiş bir kamera varken yapılmıştır. Aynı dizindeki The Script ise Affan Taner'in Kdenlive için yaptığı ve etkinliklerde gösterdiği tanıtım filmi...
Kameranızı VCR yerine Camera seçeneğiyle bağlarsanız Yakalama İzleyicisini kullanarak kameranın içindeki bir kaset yerine doğrudan sabit diskinize kayıt yapabilirsiniz... Bu da firewire kablonuzun uzunluğuyla sınırlı da olsa bir dizüstü bilgisayarının ekranını yönetmenlerin kullandığı set ekranı olarak kullanmanızı sağlayabilir... Renkler ve çerçeve konusunda endüstriyel bir monitörün yerini tutamayacak olsa da, en azından kameraman/yönetmen arasında bir kolaylık sağlayacaktır...
Tags:
Pardus
Sinema
,
Comments:
0
Kayseri çıkartması
09 May 07, Wednesday @ 17:01
İleride camia içinde ismini daha sık duyacağımızı düşündüğüm/umduğum Hakan Hamurcu, çalışkan ve vefakar bir girişimci. Memleketi Kayseri'de özgür yazılımın daha çok tanınması için dişini tırnağına takıp, üniversite, ticaret odası gibi kurumları bir araya getirmek için haftalardır ter döküyor... ve inatçı çabalarının meyvelerini Erciyes Üniversitesi'nde önümüzdeki hafta gerçekleştireceğimiz harika bir programla alıyor...
http://www.erciyes.edu.tr/duyurular/pardus_semineri.html adresinde göreceğiniz programı Hakan beyin yanı sıra Görkem, İsmail ve Ümran'la birlikte oluşturduk ve sunacağız. Bekle bizi Kayseri - Erciyes Üniversitesi...
Tags:
Pardus
Müzikçalarlarda özgür alternatifler...
09 May 07, Wednesday @ 03:26
Ortalık kısaca mp3çalar deyip geçebileceğimiz sabit diskli/flaş bellekli, video gösterebileni/gösteremeyeni gibi çeşitli türde müzik çalarlarla dolup taşıyor... Bir çok modelin üzerinde mp3/wma yazısına denk gelebilmemize rağmen kimi özel olanları dışında Flac gibi yeni nesil, yüksek kaliteli biçimleri ya da ogg/vorbis gibi özgür alternatifleri destekleyen cihazlara ulaşmak kolay değil.
Hele kulaktan kulağa haber ajansı tahminlerinin %80'lere vardığı bir kullanım oranıyla piyasayı sallayan iPod'un sadece mp3 çalması gerçekten çok acıklı olabiliyor.
Özgür yazılım dünyası bu konuda da boş durmadı elbette... Geçen yıl ipodlinux projesine girişmiş ve meşakatli bir süreç sonucunda 2. nesil, 4gb'lık bir ipod'a kurmayı başarmıştım. Ancak sunduğu özellikler açısından çok da tatmin edici olmadığı için vazgeçmiştim. (Bir arkadaşımın bu konuda yaptığı 'Karadenizlilerin hamsili baklava olayına döndü sendeki Linux aşkı' eleştirisinin katkılarını da anmadan geçemeyeceğim...)
Bugün tekrar bu konuya bir göz atmayı (elimdeki ogg/vorbis sayısının artmaya başlamasının da etkisiyle) planlayarak bir süredir duyduğum ama bakmayı ertelediğim Rockbox'a yanaştım.
Müzikçalarlar için açık kaynak kodlu bir yerleşik bellek (firmware) projesi olarak tanımlanan Rockbox Archos, iriver, iPod, Cowon, Toshiba ve SanDisk markalarının bir çok modeline kurulabiliyor. Böylece elinizdeki bir çok konuda yeteneklerini arttırabileceğiniz bir donanım varken (arm işlemciler, gelişmiş arabirimler gibi) üretici firmanın sunduğu gayet sınırlı olanaklarla baş başa kalmıyorsunuz.
Ekonomik bir model olarak tasarlanan iPod mini sadece mp3 çalmak ve üç beş not, takvim tutmak dışında hiç bir şey beceremeyen bir cihaz olarak satın aldığınız ama 13 farklı ses dosyası türünü çalabilen, analog/sayısal vuMetrelerle ölçüm yapabilen, üzerinde uygulama çalıştırabildiğiniz (hatta Doom oynayabildiğiniz) yetenekli bir oyuncağa dönüşüyor. Disk belleği, hızı, aydınlatma süreleri gibi bir çok konuda yapabildiğiniz ince ayarlar sayesinde pil ömrünü arttırabiliyorsunuz... Dahası, ipod'a şarkı yüklemek için amaroK ya da iTunes gibi yazılımlara bağlı değilsiniz, Rockbox kök dizine attığınız dosyaları indeksleyerek kendi veri tabanını oluşturabiliyor. Böylece herhangi bir yerde şarkı yüklemek istediğinizde başka araçlara bağlı kalmıyorsunuz... Üstelik bu özgürlükler GPL ile garanti altına alınmış oluyor... Müzik çalarlarımızı da özgürleştirebiliyoruz, daha ne bekliyorsunuz...
Tags:
Pardus
,
Comments:
0
Something happening in the deep waters of FLOSS world...
29 April 07, Sunday @ 12:38
After the cheap/consumer products for film making became competitive with professional ones technically and the web 2.0 and relevant innovations made video sharing easier than ever, people started to think about some opportunities of a free film making as in free speech as in free software...
Collaborative, transparent, libertarian model of film making was (and in many aspects still is) a dream yet... 16mm. cameras were a great step for independent film making, specially for those who tried for an alternative point of view in documentary making... The opportunities today is fascinating contrarily to the 16mm. world.
I couldn't write to my English section before but I was taking some notes since last year May, when the first open movie (in the terms of FLOSS) was released by Blender Foundation and the Montevideo Netherlands Media Arts Institute... Elephants Dream was a big milestone both for the maturity of the FLOSS video tools at work and the film making concept with this highly FLOSS influenced model...
Today many projects, manifests can be found on the www... I'm writing my MA thesis on this issue actually, so I'm really interested in new examples, cases in this issue, please leave a comment if you know others...
Briefly, I would like to list the popular and relatively old projects of this concept but I'll continue to put some more works, texts and links further...
Not necessarily free ones:
http://www.plumiferos.com/ One of the successes of the Elephants Dream, a feature animation from Argentine which is been produced by the Blender. (It seems not to be an open (source) movie, but in the context of 'how the open source tools are successful in film making process' it is a good example...)
http://www.echochamberproject.com/ Kent Bye is a film maker who is trying to make an online, collaborative film by using many open source tools and the model itself... I wish Bye could use the free editors like Kdenlive, Kino etc. (Cinerella is something else... really... its nice but... :) )
http://www.myspace.com/mymoviemashup That's not really connected to the open source impact but these kind of cases make the open film making more understandable and possible... Can you imagine how the Linux kernel would be without the Internet? I see some of these projects as the spreading network of the open movie concept...
http://interplast.blogs.com/interplast/2007/04/a_story_of_heal.html Sometimes, I get interesting responses for FLOSS and related concepts... Some people think that the films which are proposed as open/free are just amateur and incompetent ones and they have no other choice... Well I just run away from those idiots for sure, but for who can't... You can give this example as a powerful answer... An Academy Award (Oscar) Winner Documentary, licensed with a Creative Commons...
http://lcmedia.typepad.com/theamericanrevolution/ The American Revolution is another open source documentary tryout on a specific subject: WBCN-FM, the radio station of progressive rock in the golden age of it (I assume those years were the golden age of the progressive...). They seem to be confused about the distinction of open source / free software in the analogy of open source films... They want contribution but they don't talk about the licensing issue much...
Projects which are free as in free speech and free software:
http://orange.blender.org The legendary project which produce "Elephants Dream"... It was a very well example of how the open source model works even in film making process... and it made Blender much more powerful and known... I really admire this one...
http://www.digitaltippingpoint.com/ Exciting project about a documentary database of open source culture... DTP is suggesting about 260 hrs footage of interviews and other documentary material for those who is interested in making an open source documentary about open source... That's one of my best...
http://straycinema.com/ That's another favorite project of mine... Stray team is seeking for many contributors for their film database and any editors who are volunteer to use this database for producing films... Every year the community select the screening list from the projects and launch a festival... Now the best part, the goal of the community is making David Lynch the leader contributor for 2010... Good luck guys, my fingers crossed!
http://www.opensourcecinema.org/ This site is important for me... As you saw at the top, there are many examples of different parts of a "free film / open movie concept" however there were no concrete effort to make these cases a part of a new film making movement... OpenSourceCinema tries to do this... and you can see most of these examples and many other in there also...
P.S. One of our users Affan Taner (who studies film making and started to use FLOSS technologies recently) shot an advertorial for kdenlive, the video editor for KDE. You can watch it in YouTube! or download however you prefer...
Tags:
Sinema
InEnglish
,
Comments:
2
Özgür kızlar Pardus kullanır...
19 March 07, Monday @ 22:04
Gördük, duyduk, daha da bahsedeceğiz ya; sadece T.S.K.'nın Askeralma dairesi değil, pek çok kurumda Pardus kullanma kararı verilmeye başlandı. Özel şirketler, üniversiteler, projeler birbirini izliyor. Elbette ki her biri Pardus'un ne kadar güvenilir bulunduğuna dair, doğru bir noktaya vardığına dair harika birer gösterge ve hatta gücümüze güç katan, benzetme yerinde olursa, "ayağımızın yere daha sıkı basmasını" sağlayan uygulama alanları... Mutluyuz, gururluyuz...
Bugün
, bu örneklere kıyasla çok daha mütevazi bir tabloyla karşılaştım... Ankara'nın gecekondu semtlerinden birinde minicik bir kondunun içinde bir odaya sığdırılıvermiş 5 tanecik bilgisayar vardı karşımda... Hani yine benzetme yerinde olursa, "proje için küçük ama benim için büyük bir adım" olacaktı gün içinde orada bulunmak...
Fişek Enstitüsü sosyal politika ve sağlık konularında Türkiye'nin ünlü olmadan çok bilinen kurumlarındandır. Habitat II'nin öne çıkan projeleri arasında yer alan Fişek Modeli, Cumhurbaşkanlığı'nın da takdirini almış ve ödüllendirilmiştir. Bu model, çocukların çalışma yaşamına erken yaşta girmelerinin yol açtığı olumsuzluklar arasında en önemli ikisini sağlık ve eğitim olanağından yoksun kalmak olarak kabul eder. Türkiye'nin ilk halk sağlığı profesörü ve eski Türk Tabipler Birliği başkanı Nusret H. Fişek'in izinden giden gönüllüler sağlık olanaklarını iş yerlerine, çıraklık okullarına ulaştırır yıllar boyunca ve sonra sıra sosyal olanaklara gelir...
Aslında nasıl özetleyebileceğimi bilmediğim, harika ama upuzun bir öykü bu... Sonuçta bugüne gelindiğinde "çocukluklarını yaşayamayan çocuklara" toplumsal bir vefa borcunu ödemek adına bir çok sosyal proje hayata geçirilir ve serüven devam etmektedir... Bugün içinde olduğum o küçücük bilgisayar odası da, Genç Kız Evi'nin bilgisayar odasıydı.
Çalışma hayatına katılmış olan çocukların, emeklerini sürdürülebilir bir eğitime yönlendirme çabası bu kez, bu proje ile daha önceki bir adıma taşınmış ve çevre çocuklarının çalışan çocuklar arasına katılmamaları için uğraş verilmeye başlanmış. Eğitim konusunda erkek çocuklara kıyasla daha az olanağa ulaşabilen kız çocukları için derslerini çalışabilecekleri "sıcak ve sessiz" ortamlar sunabilmek ve onlara derslerinde destek olacak dostlarla buluşmalarını sağlamak için... Hani kısaca söylersek, özgürlük için... Gencecik yaşlarında bir kocaya emanet edilip, o güne kadarki "masrafları için" alınan bir başlık parasına değişilebilecek kızlarla, kendi kararlarını alabilecekleri, birey olabilecekleri, özgür olabilecekleri bir dünya olduğu gerçeğini paylaşabilmek için...
İşte bu güzel amaç için hayata geçirilen ilk uygulama alanında, ilk Genç Kız Evi'nde bilgisayar odasında Pardus kurulu bilgisayarlar karşılıyor genç dostlarımızı... Bilgisayar kullanmayı, bu dünyanın olanaklarını, araştırmayı, yazmayı, paylaşmayı Pardus'la öğreniyorlar... Söyler misiniz, Türkiye'de kaç şirket varsa toplanıp Pardus kullanmış, 100bin bilgisayara kurulmuş Pardus, bundan daha mutlu olabilir misiniz bir geliştirici olarak?
Tabii, bu pek tesadüfi bir durum değil, Fişek Enstitüsü'nün tüm bu rüya gibi etkinlikleri gerçekleştirmesini sağlayan bir başka kanadı daha var. İş güvenliği, sağlık hizmetleri gibi alanların yanı sıra bilişim alanında da iş üreten bir .com.tr kanadı. Fişek Bilişim de, Türkiye'de yıllardır bir çok kuruma özgür çözümler sunmuş, danışmanlık ve eğitim vermiş en deneyimli kurumlardan biri. Yani buradaki Pardus kurulu bilgisayarlar, Pardus diye bir şey hiç olmasaydı bile özgür birer bilgisayar olacaktı kuşkusuz... Ancak bir başka güzel sevinç de buradan kaynaklanıyor ya zaten... İlk günden beri Pardus'un gelişimine önemli katkılar sunan bilişim kanadının, ana kurumun böyle önemli ve anlamlı bir projesinde Pardus tercih etmesi hani ana/babanızın sizi elinizde bir diplomayla gördüklerinde gözlerinde gördüğünüz yaşa benziyor...
Haydi kızlar yahu, kalkın sabah erkenden, doğru okula... Kendinizi gerçekleştirebilmek için, kendi yolunuzu kendiniz çizebilmek için, özgürlük için... Biz de arkanızdayız, hani bu saatten sonra ne olursa olsun başarılı olacak bir proje yaptınız siz bizi, çünkü başka hiçbir şey için değilse de, sizin özgürlüğünüz için devam ediyoruz yola...
Tags:
Pardus
,
Comments:
2
Pardus'u yansılayanlar ve yansılamak isteyenler...
14 March 07, Wednesday @ 20:33
Pardus 2007'nin ilk güncelleme sürümü olan Felis chaus'un yayınlanmasına pek az kaldı... Yeni tanıtımlar, yeni duyurularla yine yoğun bir ilgi bekleniyor... Bu sefer önden hazırlanalım ve soralım, öğrenelim dedik... Pardus 2007 yansılayan ama bizim duymadığımız destekçiler var mı? Bunu yapmayı düşünenler var mı?
http://www.pardus.org.tr/indir.html adresinde isminiz yoksa ya da eklenmek isterseniz lütfen admins _at_ pardus.org.tr adresine bir e-posta gönderin...
Tags:
Pardus
Pardus sizin için ne yapabilir?
28 February 07, Wednesday @ 12:20
İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin güzel etkinliği, Özgür Yazılım ve Açık Kaynak Günleri'nin 5.si için haftasonu cemil cümle toplanacağız. Plastik bardaklarında çay içen insanlar benim elimde porselen fincan görünce daha az kaynak israf etmenin çok basit yöntemleri olduğunu hatırlayarak hayıflanacak (ve belki pazar günü herkes kendi fincanını getirince daha az çöp tüketilmiş olacak) falan filan... Bunları biliyoruz...
Peki ya içerik? Yurtdışından gelen ve her ikisini de can-ı gönülden dinlemek istediğim konukların yanında geniş bir çerçeve çizmeye çalışırken Pardus neler yaptı, yapacak?
Bu konuda merak ettiği ayrıntılar olanlar, cumartesi günü Pardus'un Anatomisini, projenin en yeni çekirdek geliştiricisi (ve herhalde en eski katkıcılarından biri) Ekin Meroğlu'ndan dinleyebilecek... Pazar günü Görkem Çetin, kullanıcıların beklentilerini anlattıkları bir forum yönetecek...
Pazar günü öğleden sonra yaşamda öncelikli alanında oyunlar, video/film yapımcılığı, müzik/beste, yayıncılık gibi konular bulunan insanların bu alandaki çalışmalarını Pardus'la nasıl başardıklarına dair kısa sunumlar izleme şansı bulacağız.
Son olarak ve benim en çok önemsediğim oturumlardan biri olarak, (ağırlıkla İstanbul'daki ama umarım başka kentlerdeki) üniversitelerin bilişim, bilgisayar vb. kulüplerinden insanlarla bir araya gelme fırsatı bulacağız. Böylece Pardus projesinin varlığı ve ürünleri bir üniversitede bilişimle ilgili alanda okuyan ya da o alana ilgi duyan ve öğrenci kulüpleri üzerinden kendini geliştirmeyi sürdüren insanlara ne olanaklar sağlayabilir sorusunun yanıtını birlikte arayacağız...
Biz elimizden geldiğince tanıdığımız, takip ettiğimiz kulüplere yazmaya çalıştık, ama illa ki atladığımız, unuttuğumuz "filanca bu kulübe yazacaktı" cümlesindeki Filanca öznesini herkes bir başkası sanarken yazamayışımıza kendimiz hayran kaldığımız adresler olmuştur...
Bu açık bir çağrıdır, lütfen bu güzel etkinliğin geri kalanını yakalama şansı olmasa da, tanıdığınız, bu konuda fikir üretebileceğini düşündüğünüz herkesi adıma davet edin, Pazar günü 15.00'de Z29'da buluşalım... Özgür üniversiteler için...
Tags:
Pardus
Özgür yazılımla uçan kuşlar...
15 February 07, Thursday @ 18:44
Blender vakfının Montevideo Sanat Enstitüsü'yle ortak yürüttüğü Orange projesinin ortaya çıkardığı nefis Elephants Dream'i bilöker'i okuyanlar bilir... Yine Blender, yine özgür yazılım ailesi ve yine bir animasyon geliyor... Bir kanarya ve güvercinin şehirde kuş olmakla ilgili deneyimleri Arjantin'li bir stüdyo tarafından ele alınıyor. İnternet dünyayı küçültüyor, özgür yazılım da olanakları büyütüyor ve daha üretim aşamasının başlarında bir film Türkiye'de duyulabiliyor... Merakla bekliyorum...
Tags:
Pardus
Sinema
Yeşiller'den Microsoft'a eleştiri...
03 February 07, Saturday @ 19:41
Ali Işıngör IT Business Weekly dergisinin kapalı kaynak kodlu işletim sistemlerinin yeni sürümlerine geçmenin kamu kurumlarına maliyetleri üzerine tahminler yürüttüğü bir yazısından bahsetmişti. İşe bir de donanımları yeni işletim sistemlerine geçirmeye çalışırken ortaya çıkan çöp açısından bakarsak durum daha da vahimleşiyor.
Günümüz bilgisayar teknolojilerinin üretiminde kullanılan malzemeler, bu bilgisayar parçaları ile işimiz bittiğinde artık nurtopu gibi "tehlikeli atıklar" sahibi olmamıza yol açıyor. Kurşun, civa gibi metallerin doğaya etkileri konusunda Google ile sizi başbaşa bırakıyorum... Benim canımı biraz daha sıkan, bu tehlikenin ucuz işgücü nedeniyle gelişmekte olan ülkelere ihraç edilmesi. G8 ülkelerinin çocukları çift çekirdekli işlemcileri üzerinde oyunlarını oynadıktan iki-üç sene sonra Bangladeş'de 9 yaşlarında bir çocuk ana kartlardan kurşun sökme oyunu oynayabiliyor...
Bu konu hem politik anlamda küreselleşmenin bu etkilerini eleştiren hem de ekolojik anlamda bu tüketimin sonuçlarından rahatsız olan Yeşiller Partisinin de (aslında İngiltere Yeşiller Partisi, ama tüm dünyada bir asgari müşterek etrafında örgütlendikleri için genel anlamda kullanılmasında bir sakınca yoktur herhalde) dikkatini çekmiş ve bir basın bülteni yayınlamışlar.
Parti sözcülerinden Wall'ın sözlerinden alıntıyla "Vista daha pahalı ve enerji-oburu donanımlar isterken, maliyeti kullanıcılarına ve çevreye ödetiyor. Bu durum ayrıca yoksulların teknolojiye erişiminde yeni problemlere yol açacak ve küçük/orta ölçekli işletmelerin donanım yükseltme maliyetlerini zorlayacak... Kullanıcılar, işletmeler ve kamu kurumları çıkarlarını korumak için özgür yazılımlara geçmeyi Vista'ya bir alternatif olarak değerlendirmeliler."
Bu arada donanım bir yana, internet üzerinde oynanan oyunların çevreye etkileri de bir başka olay... Bunun için de şu yazıyı okumanızı öneririm.
Tags:
Pardus
Pardus'u oyunlarla tanımak...
03 February 07, Saturday @ 14:09
GNU/Linux dünyası bir çok birbirinden güzel oyuna sahip olmakla birlikte bu alanda çok tanınmıyor. Pardus, deposunda 100'e yakın oyunuyla bu alanda da kullanıcılarına yeni kapılar açabiliyor, bu oyunları sevenlerin görüşleri için http://www.pardus-oyun.org sitesi de bir başka açığı kapıyor... Peki oyun yazarlarının bundan haberi var mi?
Önceki gün sevdiğim bir kaç oyunun yazarına oyunlarını Pardus depolarından sunmaya başladığımızı yazdım, yavaş yavaş web sitelerinde oyunların PiSi paketlerine linkler [1] [2] görünmeye başladı...
Siz de sevdiğiniz oyunların yazarlarına oyunlarını Pardus üzerinde oynadığınızı haber verin, hem çabalarının karşılığını bir oyuncudan destek ve övgüyle almanın mutluluğunu yaşasınlar hem de emeklerinin hangi mecralara ulaştığını görsünler... İncelemeler Türkçe olsalar da, oyunlarıyla ilgili fikir veren bir site duymaktan da mutlu olacaklarını düşünerek pardus-oyun'daki ilgili sayfaları da eklemek ayrıca hoş olabiliyor... Vakit ayırıp oyunlar hakkındaki fikirlerini paylaşan pardus-oyun ekibine tekrar teşekkürler...
Tags:
Pardus
OpenOffice.org kullanımıyla ilgili bir kaynak...
01 February 07, Thursday @ 17:25
Pardus'la birlikte gelen ve tüm ofis ihtiyaçlarınızı karşılayabildiğiniz OpenOffice.org için Gazi Üniversitesi Bilgi İşlem Dairesi kapsamında yürütülen bir çalışmayla hoş bir kullanım kılavuzu hazırlanmış. http://www.openoffice.gazi.edu.tr/
OpenOffice.org'a alışmakta zorlandıysanız, hala merak ettikleriniz varsa, tavsiye ettiğiniz meslektaşlarınız, ahbaplarınız "İyi de, nasıl kullanacağım?" diye soruyorlarsa önerebileceğiniz kaynaklara http://tr.openoffice.org adresine ek olarak bir de bu yeni kullanım kılavuzunu ekleyebilirsiniz...
Haber verdiği için Server hocama teşekkürü bir borç bilirim...
Tags:
Pardus
Hello World!
29 January 07, Monday @ 03:47
Our non-turkish speaking
planet is online at last... Welcome to discover the innovative linux distro Pardus... for freedom!
Tags:
InEnglish