Güneşe savaş açan balçıkgil... 04 October 08, Saturday @ 13:52

Yalnız ve hüzünlü ülkenin, herşeyden çok bilgi yoksulu toplumu rahat bırakılamıyor. İnsanı çileden çıkarırcasına önü tıkanıyor toplumun... Cehaletin kampanyası mı olur, resmen var işte... Memlekette insanları cahilleştirme kampanyası yürütülüyor... Bu duruma somut şekilde dur demek için bir araya gelmek zorundayız...

Yıllar önce, henüz gerçekten çok saygıdeğer bir (siyaseten alternatif+) bilim dergisi olan Bilim ve Ütopya'yı okurken gözüme çarpmıştı. "Allaha inanan bir fizikçi" başlığıyla tanıtılan bir profesör, fizik bilimi kapsamında bugüne dek türetilmiş ne kadar teori ve fikir varsa değerli kabul edip incelerken, bir yandan da inançlı, mümin bir insan olmasını şöyle açıklamıştı (hatırladığım kadarıyla dolaylı bir alıntı olarak):

 "Fizik bugüne dek, bir tek hidrojen atomu varken tüm evrenin nasıl oluştuğuna dair açıklamalar yapıyor... Ben o tek bir hidrojen atomunun yaradılışına inanıyor ve bilimle tarihimi anlıyorum..."

Şimdi bu saptama ya da önerme, ne denirse ismine, fiziksel olarak doğru mudur, yanlış mıdır bilemem... Yani tek bir hidrojen atomundan tüm evren açıklanır da, o nereden çıktı sorusu yanıtsız kalır gibi konularda fizikçilerin dediklerini bilemem... Ama bu bilim insanının yaklaşımı kadar barışçıl, çoğulcu anlayışları özlüyorum.

Geçtiğimiz hafta içinde ülkede özgürce çalışma yürüten bir sendikanın, Eğitim Sen'in internet sitesi Telekomünikasyon Kurumu tarafından erişime kapatıldı. Nedeni, Yaratılış Atlası adlı bir kitabın, eğitim politikalarına ve bilimsel kıstaslara aykırı olarak, çocuklarımızın beynini yıkamak üzere kullanımına ilişkin kaygıların açıklandığı, toplumun ve ilgili yöneticilerin bu konuya dair uyarılmaları amaçlanan bir basın açıklaması.

Ne kadar vahimdir ki, ülkenin yasaları bir sendikal faaliyeti bu şeklinden soyutlayıp yayıncılık gibi göstererek engellemeye gidebiliyor.

Ne yazık ki ne internet, ne de ifade özgürlüğü konusunda yeterince teknik donanıma sahip olmayan nice hakim ve bürokratımız var gibi görünüyor. İşin kötüsü, interneti düzenleme isteğiyle yapılmış bir yasa, öylesine boşluklarla dolu ki, bir yazı nedeniyle, onbinlerce yazı (wordpress'in neden yasaklandığını araştırabilirsiniz) bir anda engellenebiliyor. Kurunun yanında, yaş da yanıyor ve ne yazık ki sistem kuru-yaş ayrımının farkında bile olamıyor.

Bu tartışmaların ağırlıkla evrim teorisini yok saymaya, onun yerine yaradılış kuramını karşılık olarak sunma derdinden yola çıkılarak yapıldığını görünce insan ayrıca üzülüyor.

Gelin kısaca evrim teorisine karşı savaş açmanın iki birbirinden mantıksız yönünü özetleyelim:

1) Ülkede evrim yok zanneden bir kuşak yetiştirirseniz, o kuşaktan ne doğru düzgün doktor çıkabilir ne de aslına bakarsanız kafası az çok çalıştığına güvenebileceğimiz herhangi bir meslek erbabı... Evrim, hastalıklarla mücadelede kullanılan en önemli kuramsal referanslardan biridir, biyolojinin birikimine en çok katkıda bulunan kuramsal çerçevelerden biridir.

2) İnanç, basitçe bir insanın var oluşuna dair sorulara, kendince verdiği yanıttır. Bir insanın evrimleşiyor olması, onun herhangi bir dine ve tanrıya inanmasına engel olmak zorunda değildir. İnanan herkes basitçe bunu düşünebilir... İnanç doğrulanmak, ispatlanmak zorunda olan bir şey değildir, kalpte yer alan, adı üzerinde inanılandır. İnanıyorsanız bu yeterli değil mi?

Evrim Çalışkanları grubunu biliyor musunuz? Gelin kolayca anlaşılabilecek şekilde evrimi duyun, görün ne inanca bir saldırı var ne de başka bir şey... Adem ve Havva öyküsüne kalben inanmakla, insanın dünyadaki evrim süreci içindeki varlığını yanyana koymak elma ile armudu toplamaktır, bunu görün.

Elma ile armutu birbirine karıştıran ve tahminen bunu artniyetle yapan insanların toplumu bilgisizleştirmesine izin vermeyin... İnancınız ne olursa olsun, karşısında olan bir fikri, ifadeyi görmekten korkmayın... Fikirler, fikirlere ve inançlara zarar veremez... İnanç doğrularla değil, kanaatlerle kurulur, kanaatler karşı karşıya gelince biri doğru olmak zorunda değildir...

Hamiş: Yazı teknik nedenlerle yeniden düzenlenmiştir.



Tags: Genel 

Comments

#1   Özgür Kuru commented 29 September 08, Monday @ 20:53

Çok güzel bir yazı teşekkürler. Bilim ile din konularının bir birine karıştırılmadığı ve bilim insanlarının özgür irade ve düşünceleriyle çalışma yaptıkları bir ülke özlemi yaşıyoruz. Umarım biz gençler yaptığımız bilimle ileride bu sorunları ülkemize yaşatmamayı başarabiliriz.

#2   Alper Somuncu commented 30 September 08, Tuesday @ 05:29

Bilimle din birbirine zıt değil, bütünleştiricidir. Sadece bilim, anlamak için henüz çok genç.

#3   B. Duygu Özpolat commented 30 September 08, Tuesday @ 08:16

Lökerciğim ağzına sağlık, ve üstelik Evrim Çalışkanları'na yer verdiğin için çok teşekkürler. Birkaç haftadır bloguma bu konuda* bir şeyler yazmak için sürekli okuyorum, kafamda o kadar büyüdü ki, karmakarışık bir hale gelecek diye başına oturamıyorum bir türlü. Sen ne güzel demişsin hepsini.

 *bu konuda=dini inancın bilim ile barış içinde var olabileceği 

#4   Ozan Çağlayan commented 30 September 08, Tuesday @ 13:44

Eline sağlık, çok güzel bir yazı olmuş. Ama burda dünya düşünürü Adnan Hoca'nın yaptığının artık dinle/bilimle örtüşür yanı yok. İş tamamen bir oyuna dönüştü. Hakim ve savcıların da çok suçlu olduğunu düşünmüyorum, onlar yasayı uygulamak zorundalar ve yasayı(Bilişim suçları yasası) çıkartan da bu iktidar. Youtube'u yasaklayan savcılar elleri kolları bağlı bir şekilde yasak ortadan kalksın diye kara kara bekliyorlardı, çünkü kendileri de sıkı bir youtube hayranıydı.

Geleneksel din anlayışı malesef bilimle bütünleştirici bir pozisyon alamıyor çünkü köklerinde pozitif bilimle çakışan öğeler var. Bilimin, anlamak için çok genç olduğunu kabul edersek öte yandan da dinin getirdiği savların anlaşılmak için çok sığ olduğunu söylemek gerekir. Benim fikrim tabi bu.

#5   Ozan Çağlayan commented 01 October 08, Wednesday @ 00:50

O değil de bugün gazetede okudum, bu son dawkins ve eğitim-sen kapatmasıyla ilgili olarak telekomünikasyon kurulu bizim haberimiz yok demiş. Normalde onlara intikal ediyor karar ve onlar da bir alt kurullarına paslıyorlar, kapatmayı onlar yapıyorlar. Derin Adnan..

#6   Wime77 commented 01 October 08, Wednesday @ 21:40

Burda okudğuğum ve  katıldığım bir yazının çıkması beni çok sevindirdi.

 Olay adnan hoca ile bitmiyor.Bu zımbırtıdan banada geldi.Hemde 2 adet.Kargoyu taşıyan adama geri götür dedim ama baktımki kitaplar ağır bırak kalsın dedim  acıdım adamın haline.

Ortalama 17 Kg gelen kitapların baskısı ve kağıdı oldukça iyiydi.Altın yalnızlı kısımları ise kendini  halkınüzerinde bir yerde gören (PADİŞAH)  fotosu ile de görgüsüzlüğünü bilgisizliğini ve inandığı zırvaları hemen orda anlatı veriyordu.

 Bu kasıtlı olarak yapılan birşey ve tamamen BİLİMSEL. Tekrar ediyorum.Bu kitap BİLİMSEL gerçekler üzerine kurulu.İçeriği ancak ve ancak bizim gibi bir bilgi yoksulu toplumlara kabul görebilecek sadelikte kelimelerle ve mantıkta yazılmış.( Bir taş başka bir taşla  birbirine vurularaküzerinde delik açılmaz der bir sayfasında ) Gel ben sana ne delikler acarım diyesi geliyor insanın.Zaten taşı biz taşla kesmiyormuyu z? ELMAZ NEDİR ? sorusu kimin aklıa gelir ?

Buda arap öcüler tarafından yapılmış değil.Gayet dostane ve insancıl görünen VAMPİR  avrupalı ve amerikalılar tarafından yapılmış.Yoksa bu kitabı ne basabilir nede içeriğini böyle bilimsel olarak hazırlayabiliriz.

 Bu kitap gerçekleri bize gösteriyor ve önlam almamız konusunda son uyarıları yapıyor. Yoksa mitoz bölünerek üreyen bu ucubelerden olup çıkıcaz.

Gelelim diğer konuya.

Ben PARDUS 'un en başında beri olması gereken ama yanlış yol izlenen bir proje olduğunu söyleye söyleye dilimde diken olan bir insan olduk çıktım.Ne varki dedim bizde bir örnek alsak onu geliştirsek.Oldu bir kere neyse.diyelim ve çözüme gelelim.

Pardus artık bitirilmeli .Normal bir işletim sistemi gibi kullanılır hale getirilmeli.Sonrada içerisine ğitim için gerekli uygulamalar geliştirilip konulmalı.Bunlar yapılırkende baştan yazmak yerine var olanların Türkçeleri hazırlanıp konulmalı

Sonrada bunu kullanan yavrularımızın da adam gibi hazırlanmış DOĞRU bilgilere çoklu ortamın nimetlerinden faydalanılarak gösterilmli.

Evrim nedir.Bunu anlatan bir  uygulama geliştirilsin.N kadar zaman alır ? 1 yıl.Tamam bitti.

Şimdi biz kalkıp onuda baştan yazarız ve dünyayı keşfe çıkarız.Al bak adnan hoca yazmış dağıtmış .Kendimi yazdı ? YOO zaten amerikada geOrge amcanında kafası aynı düz kontak değilmi ? Onlarda bunu yaymaya çalışmıyormu ? Buda Türkçesi.Bizi delirtmeye yettimi ? YETTİ:

 

Size kolaygelsin.

Suskunluğumu bir dah abozduğumda beni tanırsınız..

 

#7   teşekkür commented 06 October 08, Monday @ 18:52

Kişisel çıkarları uğruna gerek dini, gerekse evrimi kullanmaya kalkışıp, bu iki kavramı birbirine zıtlaştıran zihniyete karşı yazmış olduğunuz bu açıklayıcı kaynaktan dolayı size teşekkürü borç bilirim.

Düşüncelerimi nede güzel ifade etmişsiniz. Hayran kaldım. Başarılarınızın devamını dilerim..

#8   fizikci commented 09 October 08, Thursday @ 17:48

İnternet sansür kurulu (adı her ne ise o yasakçı kurum) istatistik yayınlamış. En çok site yasaklama işlemi pornografi sebebiyleymiş, ikinci sırada "Atatürk'e karşı işlenen suçlar" geliyor. Hadi pornografiyi insan anlayabiliyor da Atatürk'ü korumak için site kapatmak nesi oluyor, anlamak mümkün değil! YouTube da malum Ata'ya hakaretten kapatılmıştı. Hala kapalı.

Atatürk'ü kanunla korumaya çalışmak Atatürk'e hakaretin ta kendisi değil mi? Sanki Atatürk kanunla korunmaya muhtaç. Sanki kanunla korunmazsa bütün foyaları ortaya çıkacak, herkesin gözünden düşecek! Atatürk'e bundan kötü hakaret mi olur?

Devletin Atatürk'ü koruma refleksinin zararı keşke sadece YouTube'un kapatılmasından ibaret olsa. Geçtiğimiz yıllarda dünya çapında saygın bir akademisyenimiz (Prof. Dr. Atilla Yayla) Atatürk'e "bu adam" dediği iddiasıyla üniversiteden aforoz edilmiş, kimi Kemalist gazetelere "hain" şeklinde manşet olmuştu. Sonra giriştiği hukuk mücadelesinde mahkeme tarafından haklı bulundu. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır ki koskoca üniversite bir profösörünü falanca kişiye "bu" demişmiş diye üniversiteden kovabiliyor? Hadi hain manşetini atan gazeteyi anlayışla karşılayalım; onun işi 30 kupona beyinsizlik dağıtmak, ama üniversite nasıl olur da bu kadar ideolojik, dogmatik, dayatmacı bir yer olabilir?

İnternet sansürü evet önemli bir konu ama onu tartışmak için bizim önce bu ülkede Kemalizm akılsızlığından yakamızı kurtarmamız lazım. Bu ülkede sırf inandığı için başını örttüğünü söyleyen insanların eğitim hakkı ellerinden alınıyor ve hayatları karartılıyor! Bunu yapan kemalist rektörler gerekçe olarak "bilimin ışığından (muhtemelen evrim), çağdaşlıktan, gericliğe geçit vermemekten" falan bahsediyorlar.

Devlette ve üniversitlerimizde "düşünce ve ifade özgürlüğü" yerine "kemalizm" hakim olduğu sürece, evrim teorisi; kemalistlerin elinde dini ve dindarı aşağılamak için kullanılır, bu amaçla kullanılan bir teoriye de hiç bir dindar insan sıcak bakmaz. Bu kadar basit.

Yani asıl sorunumuz kemalizmin tahakkümüdür. Bundan kurtulduktan sonra pek çok problem kendiliğinden çözülecektir, hiç şüpheniz olmasın.

Post a comment (max. 3000 character)

Your name: Comment: