Yorgunluk ve muz kabuğu... 04 December 06, Monday @ 21:08

gezegen okuyucularının bir açıdan takip etmekte oldukları iki farklı etkinliğin (TRT2 Bilişim Rüzgarı, CorpTech) son iki hafta sonunu doldurması ve hafta içlerinin iş, güç ve akademik mambo jambo tarafından tam gaz doldurulmaya devam edilmesi sonucu bünyeyi epey yordum bugünlerde... Bu arada bir yandan bir not bile alamadan akıp gidenlerden de geriye bir şeyler kalsın diye düşündüm, yani bu açıdan bakınca ÇOK UZUN, aman dikkat...

CorpTech'in dördüncü günü, nöbeti devretmemi gerektiren bir halsizlik ve nezle başlangıcı ile başlamıştı. Niyet evden çıkmayacısa bir planla otobüs beklemekti, ancak evden belli bir saatte çıkmayı gerektiren ailevi durumlar da vardı. Bu yüzden akşam üzeri arabayla gidip yarım saat görelim denildiğinde daha fazla itiraz edemeden Koç Müzesi'ne savruldum.

Koç Müzesi, ilk duyurulduğunda düşündüğüm kaygıları birer birer gerçekleştirmiş. Hani bunu terimlerle falan da açıklamak mümkün de, hiç uğraşasım yok, özetle eni konu sahte olmuş... Elalem ürettiğinin müzesini açıyor, bizim ülkenin en bi' zengini ancak ithalat/ihracatla uğraştığını, sahte olmayıp n'olacaktı?

ama daha kötüsü Leonardo sergisiydi. İddialı bir müzede, önemli bir ismin çalışmaları üzerine bir etkinlik düzenlenirken insan bu kadar ucuza kaçmamalı. Leonardo sergisi için bir çok özgün maket gelmiş... Özgün dediğim de, allah bilir ya notların uygulama haklarını, mirası falan bir şeyleri elinde tutan bir firma var herhalde onun çalışmaları. Yani Karaköy'ü geçtim, müzenin içindeki marangozhane dekorunda bile yapılabilecek maketler son derece özensizdi ve sergi bir bütünlük taşımıyordu. Bir alet çalışıyor, kullanabiliyorsunuz, diğerinde dokunmayın yazısı var... Tam olarak nasıl davranmanız gerektiğinden emin değilsiniz ve gördüğünüz şey de kötü uygulanmış tahta/plastik projeler. Olmamış diyor geçiyorum.

Olmuşlara bakacak olursak; video işleme alanında uzmanlaşan sevgili kardeşimi, kendisini, okullarında bir seminer veren Burak Arıkan'ın  da gazıyla, müzik yaparken kullandığı bilgiyi video ile birleştirmenin yeni yöntemlerine vermiş buldum... Arıkan'ın bahsettikleri benim için yeni değildi, zira bu konudaki temel çalışmaları geçen sene kaynağında takip ediyordum ve o da hali hazırda (ta Nisan ayında) bu işin güncel, temel çalışamalarını özetlemişti.

Geriye doğru gidecek olursak, CorpTech, olmamışların başında geliyordu diyeceğim ama nitelik/nicelik açısından bakacak olursak ben halimden memnundum. TBD'nin bir konuşmacısı çok hayırlı bir nedenle seminerini iptal etmek zorunda kaldığından (kendisine de buradan yeni yaşam arkadaşlarıyla sağlıklı ve mutlu bir yaşamı paylaşmaları dileklerimizi iletmiş olalım, küçük bilişimci aramıza hoş gelmiş) kendimizi Bora'yla birlikte apar topar kürsüde seminer verirken buluverdiğimiz, Uğur, Rasim ve Mustafa'yla hem yüz yüze tanışıp hem de güzel bir toplantı yapabildiğimiz, sayıca az da olsa içerik olarak birbirinden ilginç konuklar ağırladığımız standımızla bence güzeldi yine de... Ama kapısına "bu fuar kurumsaldır kartviziti olmayanlar alınmayacaktır" yazan ve katılımcılarının üzerini arayabilen bir fuar organizasyonu bundan sonrakilerde ne kadar başarılı olur bilemem, bekleyip göreceğiz.

İzmir başlı başına harika bir yolculuktu, yine nicelik sıkıntılı (ve dengeyi nitelikle kuran) bir seminer ve TRT2'de yayınlanan Bilişim Rüzgarı güzel ve rahat deneyimlerdi. Küçük ailesinin nefis misafirperverliğiyle o hafta sonu harika geçmişti zaten, dırdırını yaptığım süreç, oradan döndüğüm otobüs yolculuğu ile başladı. (Onur bana ısrarla daha kalmamı söylemişti, bir bildiği varmış...)

Papa geldi, Ankara bir gün süreyle kullanıma kapatıldı derken, ben de kaderin kötü bir oyunuyla adamın peşinden İstanbul'a gitmiş oldum ve şehir hayatının en yorucu olabildiği cinsten günler bu "yoğundu yahu" dediğim haftaya denk gelince tadından yenmedi... Buraya bir not düşmek istiyorum, bu memleketin idari anlamda bir şeye benzediğini düşünmem için kriterim gayet belli: Devletin hizmet ettiği vatandaşa saygı duyduğu gün ben de artık bu memlekette işler yoluna girmeye başladı diyebilirim. Oysa Papa olayında olduğu gibi, başbakan hastaneye kaldırılmaya çalışılırken olduğu gibi bir telaş, koşuşturmaca ve umursamama hali var mevcut durumda... Neyse bu uzun bir konu... 

Şimdi bir de olacaklar kısmına bakalım, Pardus'un  topluluk ilişkilerinin daha sıkı fıkı olabilmesi için yapılacaklar, sürüm heyecanı derken bir de geliştirici topluluğunun büyümesine katkıda bulunacağını umduğumuz bir staj hadisesi yaşanacak gibi görünüyor. Şu anda somut bir şey yok, olunca duyurulacak. Şimdiden yazmamın nedeni böyle bir ihtimali olumlu karşılayacak herkese bir hatırlatma: Pardus zaten açık bir proje, katkıda bulunmaya her an başlayabilirsiniz, böylece staj yapmayı düşündüğünüzde zaten tanıdığınız bir projeye başvurmuş olur ve zamanınızı tam anlamıyla uzmanlaşmak istediğiniz alana harcama şansı elde edebilirsiniz. Diğer türlü zaten kısa süren stajın bir kısmı da makaraya kukaraya gider, zamanınızı ziyan edersiniz. Biz  de bunu istemeyeceğimiz için böyle yapmayanlarla çalışmaya başlarız mesela... (hatta açık söyleyeyim bu iş böyle işlemeye başladı bile, de bizim de aklımıza stajları daha organize yürütmek gelebildi...) Bu arada bu fırsat grafik tasarımcılar için de geçerli... umut pulat'la birlikte yazılım görselleri, sanal/endüstriyel tasarım gibi alanlarda çalışmayı düşünen olursa bekleriz...

Son olarak da müzik: Çarşamba gecesi Nefes Bar'da Kara Güneş konseri olacak. 21.00 gibi başlıyor, Ankara'lılardan özleyen varsa kaçırmasın! Bir başka geri dönüş de a_yarr_k . Grup birinci albümlerinden bu yana karşılaştıkları, bir şekilde kesiştikleri  müzisyen ve tasarımcıların katkılarını da içermesi düşünülen ikinci netalbüm için hazırlıklarını sürdürüyor, merak ve hevesle bekliyoruz...



Tags: Genel  Pardus