63 result(s) in 7 page(s)
Previous Page  - 3 / 7Next Page
Çeşni 29 May 07, Tuesday @ 01:07

Neredeyse 1 aydır unuttuğum günlüğümü çeşit çeşit şeyle süslemeye karar verdim, sizinle olamadığımız şu 1 ay süresince Sayın okuyucu bak neler oldu;

Öyle işte...


Tags: Genel  Gezegen  KDE  Virtualization  PSP   ,  Comments: 1
Şeneceğiz bakalım... 02 May 07, Wednesday @ 00:39

Yarın tüm ekip şenmek üzere 6. Linux ve Özgür Yazılım Şenliği'ne doğru yola çıkacağız. Uzun zamandır görmediğimiz arkadaşlarımız ile bir araya gelmek için de güzel bir fırsat olacak.

Şenlik içindeki diğer değerli seminerlerin yanında Pardus konulu program şöyle;

1. Gün:

11:15: Pardus Projesininin Anatomisi - Ekin Meroğlu

13:30: Python ve Web 2.0 - Gökmen Göksel

15:15: Java programcıları için Pardus - Mehmet D. Akın

2. Gün:

Tüm gün Salon D

3. Gün:

09:30: Nasıl Pardus Geliştiricisi Olunur? - A. Murat Eren

13:30: Pardus Teknolojileri - Faik Uygur

15:15: Python ile Python gibi Kod Yazma - Gürer Özen

4. Gün:

09:30: Tembel Penguenlere Çekirdek Programlama - Faik Uygur

11:15: Fuzz Testing: Yazılımlar Ne kadar Güvenli - İsmail Dönmez

15:15: KDE4 Teknolojileri - Barış Metin, İsmail Dönmez ve Linux Çekirdeği: Dünü, Bugünü ve Yarını - Ekin Meroğlu

 

Bu programın yanında Cumartesi günü Pardus geliştiricileri bir toplantı da yapacak.

Pardus ile ilgili sorularınızı sormak/tanışmak/fikir alışverişinde bulunmak/yorumlarınız iletmek ve içeriği birbirinden nefis seminerleri (ben sunumları gördüm ordan biliyorum :P) kaçırmamak için şenlik alanına gelmeyi ihmal etmeyiniz, sonra çok üzülürsünüz...

Aaaa unutmadan bir de böyle birşey var, evet evet SuperOnline Pardus yüklü bilgisayar satmaya başladı :)

 



Tags: Genel  Gezegen   ,  Comments: 1
Okuyucu Mektupları 30 April 07, Monday @ 18:18

Bu girdiyi uzunca zamandır yazmak niyetindeydim aslında fakat bugüne Parolaları şifrelesekte mi saklasak şifrelemeden mi saklasak? konulu girdime yapılan yorumu okuduktan bir 15 dakika sonra CNBC-e dergisi Mayıs sayısını elime almam vesile oldu.

Öyle televizyon izlemem ben hayatta diyenlerden değilimdir, buldum mu izlerim :) fakat favori kanallarımdan biri olan CNBC-e dergisi ile tanışalı bir 1 sene oluyor sanırım. Dergi içeriği kaliteli ve okunası olsa da dergiyi 6. sayfada bitirseler de olurmuş benim için. Gene aynı parayı verip satın alırım o kadar eminim (hastanızız efendim)...

Nedir efendim ilk 6 sayfanın olayı derseniz, ilk sayfa kapak oluyor, 2. ve 5. sayfalarda genelde bilindik bir firmanın tam sayfa reklamı, 3. sayfada "İçindekiler" bölümü ve 4. ve 6. sayfalarda o nefis "Okuyucu Mektupları" ve harika cevapları. Bu harika soruları e-posta vasıtası ile tabi ki nefis izleyiciler soruyor, cevapları ise derginin Genel Müdür'ü Cem Aydın ve Genel Müdür Yardımcısı Görkem Yaşayan veriyor.

Dergi ile tanışmam bundan 1 sene falan önce CNBC-e reklam aralarından önce çılgınca dans eden/veya dans edemeyen iki hanımefendinin evli olup olmadığını/tanışıp tanışamayacağını soran izleyiciye cevap olarak bu iki hanımefendinin pek değerli eşlerinin fotoğraflarını dergiye basmalarına denk geliyor. O zamandan beri Meren'in dediği gibi "Evrimi sadece kitaplardan okuyup ahhh, ahh diye içimizi çekmemize" sebep olacak kadar acayip sorular ve neyse ki halen aklı başında insanlar da mevcut dedirtip uzun kahkahalar attıran cevapları her ayın başında sevinç ile okuyorum.

O kadar eğlenceli ki, mesela yanılmıyorsam 2 ya da 3 ay önce "O film neden japonca dublaj/türkçe altyazı ile yayınlandı. Türkçe dublaj yapacak paranız mı yok?" tarzı bir soruya japonca cevap yazmaktan veya "Ben Cerrahpaşa'da okuyorum, NipTuck'da kesilen insanlar gerçek mi?" tarzı bir soruya "Bizce sen hem kendi açıdan, hem de halkın sağlığı açısından geç olmadan mesleği bırak" tarzı yanıtlar vermekten hiç çekinmiyorlar, ellerine sağlık :)

Bu ayki favorim ise şöyle; "Sayın ilgililer filmler için teşekkürler ama aynı teşekkürü o altyazılar için edemeyeceğim. Yazılar ok gibi geçiyor, okumamız imkansız, lütfen kısa ve öz yazın. YAVAŞ GEÇSİN!" yazan harika izleyiciye "Sayın Bozkurt, Öz yazın ne demek? Konuyu mu yazalım? "Aşk hakkında konuşuyorlar", "kavga ediyorlar" gibi mi?"  :)

Hazır okuyucu mektuplarına gelmişken konu, Parolaları şifrelesekte mi saklasak şifrelemeden mi saklasak? girdime "Önce git PHP öğren ondan sonra konuş, aptal adam. Al sana kaynak" yazıp (bu yazdığının 10 kat daha kibarlaştırılmış hali) link olarak bilmem kaç sene önce verdiğim PHP seminerini bana gönderen salağa da saygılarımı sunmadan edemeyeceğim.

Harbi iyi ki varsınız, günüme neşe katıyorsunuz... 

Sonradan gelen düzeltme:  Furkan'ın harika bir oğlu olmuş, Hoş gelmiş, sefalar getirmiş :), hep neşeli, hep sağlıklı, her şey istediği gibi olsun...



Tags: Genel  Gezegen   ,  Comments: 1
Balon fıss... 19 April 07, Thursday @ 18:00

İşimizin gereği olarak diğer dağıtımları sıklıkta takip ve test ediyoruz. Pardus'tan farklı olarak yaptıkları neler var/eksikleri neler/fazlaları neler/hangi özellikleri cazip/hangileri gereksiz falan diye karşılaştırmalar yapıyor/inceliyoruz v.s. Malum Pardus projesinin amaçlarından biri de "diğerlerinin üstün taraflarını NIH hastalığına kapılmadan kullanıcılarımıza ulaştırmak.

Fakat bazılarının sanırım ya Türk kullanıcıları/Türkçe kullanan kullanıcıları yada Türkçe sorunlarından haberdar/bu sorunları takan geliştiricileri yok. Aksi olsa denemek için indirdiğim Fedora Core 7 - Test 3'ün bu sorunlara takılmadan bilgisayarıma kurulması gerekiyordu diye düşünüyorum. Veya en azından hızlı bir arama ile baktığım Redhat bugzillasında gözden kaçırmadıysam hata kaydı bulmalıydım.

fıss

Aklıma Fedora Core 5'in de Türkçe kurulamadığını daha önce gezegende okumuş olduğum geldi. Mart 2006 - Nisan 2007 arasında değişen bir şey olamamış ne yazık ki, daha önce de kurulum aşamasından daha ileri gidemediğim için bu incelemem şu aşağıdaki satırlarla sınırlı kaldı.

 * FC5'den FC7'ye geçerken değişen artwork (balon teması) hoş duruyor. Fedora'nın da Umut kadar olmasa da yaratıcı/başarılı bir grafik ekibi var.

Bir sonraki dağıtım ve sürümünde görüşmek üzere...



Tags: Genel  Gezegen   ,  Comments: 3
Parolaları şifrelesekte mi saklasak şifrelemeden mi saklasak? 17 April 07, Tuesday @ 23:39

http://uye.lkd.org.tr/ adresinde bulunan LKD Üye Veritabanının, üyelerinin parolalarını açık halde tutmak gibi harika bir özelliği olduğunu bugün Gökmen'in kullanıcısı ile Pardus sunucularından birine izinsiz girişi tespit ettiğimizde anladık.

Sunucuda  yaptığımız ilk incelemelerden sonra ciddi bir problemin olmadığını sadece izinsiz giriş yapan kişinin web root'umuzu (yaklaşık 2gb) indirdiğini gördük. Bu web root içinde bulunan domainlerden bir kaçı içinde bulunan ayar dosyalarının içinde sadece yerelden erişilebilen MySQL sunucusuna erişim için birkaç farklı kullanıcı/parolanın yazılı olduğunu saptandıktan sonra (evet lanet PHP uygulamaları) bu veritabanlarına uzaktan erişilemeyecek de olsa bu kullanıcıların parolaları değiştirildi. Daha sonraki analizler izinsiz giriş yapan kişinin Gökmen'in kullanıcısından daha üst bir yetki elde edemediği ve sadece 2 GB'a yaklaşan ve tamamı svn.pardus.org.tr'de de bulunan içeriği (www.pardus.org.tr/sanat.pardus.org.tr/pardon.pardus.org.tr v.s) indirmekten başka bir atak girişiminin olmadığı tespit edildi.

İzinsiz giriş yapan kişinin Adı/Adresi/o sırada kullandığı IP ve bağlı olduğu yer bulundu, ve yarın TÜBİTAK/UEKAE yetkililerine gerekli yasal işlemleri yapmaları için bildirilecek.

Gökmen'in başka bir yerde kullandığı parolasını tekrar kullanması evet ciddi bir sorun ama iki gram PHP kodu yazmayarak parolaları açık halde veritabanında saklayan/saklamaktan çekinmeyen LKD Üye Veritabanı için ne demeli?

Hamiş 1: Olası yanlış anlamalara önceden (bir kısmı anlamış bile) önlem olması açısından bu girdinin amacı LKD yapmış kötü yapmış demek falan değildir. Bu girdinin tek amacı kötü yazılmış/dizayn edilmiş PHP kodunu/veritabanı yapısını (yazanı, kullananı, yazdıranı __değil__) eleştirmek ve bir izinsiz giriş vakasından sonra sunucularımızın durumu ile ilgili güncel bilgi vermektir.

Hamiş 2: Açığın nasıl tekrarlanabildiği ile ilgili bilgi hali hazırda LKD Üye Veritabanı'nın bakımını gönüllü olarak üstlenen Arman Aksoy'a iletilmiştir.

Hamiş 3: Saldırı bazı sayfalara "SQL sorgusu ekleme (injection)" yöntemi ile yapılmıştır. Parolalar açık halde tutulmuyor olsa idi saldırgan en fazla üye veritabanında parola değiştirme/kayıt ekleme/silme gibi işlemler yapabilecekken saldırının bir ayağı da Gökmen'in zayıf parola seçimi ve parolaların açık halde tutuluyor olması yüzünden Pardus sunucularından birine yansımıştır.

Hamiş 4: PHP kullanmayınız, kullandırmayınız, kullananı uyarınız...

 



Tags: Gezegen   ,  Comments: 14
Lütfen ama lütfen... 14 April 07, Saturday @ 04:12

DontFeedTheTroll


Tags: Genel  Gezegen   ,  Comments: 0
Her LeKeDe Etkili... 12 April 07, Thursday @ 03:42

Uzun zaman içinde bulunduğum ve gene uzun bir süre önce de elimi/eteğimi/ilgimi çektiğim LKD'nin gün ve gün bir önceki günden daha da beter hale gelmesini oturup izlemek gerçekten enteresan bir deneyim olmaya devam ediyor ne yazık ki.

Dost acı söyler diye ünlü bir atasözü vardır ya bakalım bu atasözü bu günlük girdisi ile ne kadar örtüşecek.

Tüzüğünde yazan amaçlarının özeti Türkiye'de Özgür Yazılım Camiasını bir araya getirmek, Özgür Yazılım felsefesinin Türkiye'de tanıtılmasını ve yaygınlaştırılmasını sağlamak, bu alanlarda her türlü araştırma ve çalışmaya destek vermek, bu tür çalışmalara ön ayak olmak, bu alanlarda ulusal ve genel sorunlara çözüm aramak, uluslar arası kongre, konferans vb. etkinliklere aktif katılım sağlamak ve Türkiye'de yazılım teknolojisinin ve üretiminin geliştirilmesi için Özgür Yazılımlar ile sunulan ekonomik modeli tanıtmak, Linux İşletim Sistemi ve Özgür Yazılım temelli çözümler üretmek olan bir derneğin amaçlarından hallice uzak mesafede kendi habitatında kıvranarak yaşamaya çalıştığını izliyorum, üzüntüyle...

Dernek mesela GPL v3  tartışacağına/konuyla ilgili fikir beyan edeceğine, Microsoft/Novell antlaşmaları ile ilgili yorum yapacağına, konumunda bilirkişi olacağına, bu ülkedeki Özgür Yazılım Başarı Hikayelerini toplayıp/destek olacağına, döküman hazırlayacağına, Özgür Yazılım dünyasında olup biteni üyelerine ulaştıracağına, Özgür Yazılımlar üreteceğine, Özgür Yazılım üretenleri destekleyeceğine ve hatta kendisi birşeyler üreteceğine ... yerinde saymayı, çevresindekileri itina ile uzaklaştırmayı, çalışan adamın önüne engelleri koymayı bunu da YK kararı diye sarıp sarmalamayı, adının ne olacağına bile karar veremediği bir organizasyon planlamayı, 10 tane e-posta listesine/2-3 farklı domain'e ev sahipliği yapmayı, senelerdir uzaktan vızıldayıp es kaza üye olursa bir iş yapmak zorunda falan kalabileceğinden korkan yaratıkların bile yazabildiği bir Planet'e sahip olmayı, benim babam senin babanı döver seviyesinde tartışmalara ev sahibi olmayı, üyelerinden aidat alamamayı ve kimsenin okumadığını düşündüğüm e-postaları duyuru diye atmayı vizyon ve misyon olarak belirlemiş ve sürdürür halde karşımda duruyor. (NOT: Olası çocukça tepkilere karşı peşinen yazayım, bu derneğin -cg'lerinden birinin başkanlığını yapmış, bir seri seminerine konuşmacı olarak katılmış ve insanlara bu konularda fikirlerini anlatmaya çalışmış ve idari toplantılarına katılmış, alınan kararlarının altına imza atmış biri olarak kendimi de eleştiriyorum!)

Bu korkutucu tablonun temelinde yatan sebep pek tabi ki bu ülkede Özgür Yazılım camiasında olduğunu sanan kitlenin bir kısmının aslında bir çeşit virüs olmasından kaynaklanıyor. Canlı organizma bulduğunda faaliyete geçen bu canlılar kendi kendilerine kaldıklarında bir şey üretemedikleri gibi üretene yapıştıkları zamanda üretenin üretimine sekte vurmak için ellerinden geleni yapmak için kendilerinden ve zeka seviyelerinden beklenmeyecek üstün bir gayret göstermeyi bile başarabiliyorlar.

LKD'nin ilk yapması gereken hamlenin de bu virüslerden hızlıca kurtulmak ve silkinerek kendine gelmeye çalışmak olduğunu düşünüyorum. Bu virüsler o bünyede vukuu bulmaya devam ettikleri sürece bu ülkedeki özgür yazılımcı zihniyeti geliştirmek isteyen prematüre bireyler onları taklit/takip etmeye devam edecek ne yazık ki.

Şöyle 3 km. yüksekten bakınca durum o kadar vahim geliyor ki bana, yaklaşık 3 senedir 100'e yakın projenin (kernel, libc, gcc, binutils, xorg, AppArmor, Xen, KDE, HAL, DBUS v.s v.s v.s) e-posta listesini düzenli olarak takip ediyorum ve bu projelere düzenli katkı veren insanların arasında sadece ve sadece Pardus geliştiricilerinin olduğunu profesyonel olarak çalıştığım proje için sevinçle, bir bireyi olduğum Türkiye Özgür Yazılım camiası için ise üzüntü ile izliyorum. Bu kadar konuşan kernel aşığı, güvenlik delisi, GNOME hastası, KDE yanlısı, PHP severin falan özgür yazılım felsefesinin tam aksine sadece kene gibi bu harika ürünleri tükettiğini (NOT: Tabi ki herkes her kullandığına katkı verecek diye bir şey yok ve tabi ki bazı insanlar sadece kullanıcı olacak bu paragrafın ana hedefi sadece kullanıcı olan ama hadlerini bilmeyen dangalaklardır) ama iş katkı vermeye gelince devekuşu misali kafasını kuma gömüp saklandığını görmek gerçekten insanı yıpratıyor.

Umarım LKD tez zamanda kendine yakışanı giymeye, her LeKeDe etkili olmaya, beklenildiği gibi davranmaya, gün ve gün insanların katkı vermek için elinden geleni yaptığı ve kendinden beklenen vizyon ve misyona sahip bir halde yakın zamanda aramıza döner. Bir sonraki Genel Kurulu da "Aaa vallahi olmaz, gel sende aday ol yönetime", "Haydi arkadaşlar bir alkış alalım", "Bir arkadaş vardı, aday olmuştu ama gelemedi" şeklinde taverna havasında ve sadece __59__ (yazı ile elli dokuz) kişi ile yaparsak gerçekten LKD'yi götürüp gömelim ve yaşamaya devam edelim...

Ve umarım ki bu yazdıklarımı gün gelir ve afiyetle yerim...



Tags: Genel  Gezegen   ,  Comments: 3
Yangına körükle gitmek... 04 April 07, Wednesday @ 18:19

İstanbul acayip bir şehir, bir sürü acayip insan, bir sürü acayip şey yapıyor yaşamak için. Bende acayip bir adamım. Bu ikili birleşince ortaya bir sürü acayipliğin çıkmasına da artık şaşırmıyorum ya da şaşırmama şaşırıyorum diyelim.

Çenemin yaylarının doğum sonrası ilk nanosaniye itibari ile normal insanlardan hallice gevşek olması sebebi ile her taksiye bindiğimde içimdeki acayip taksici abi/amca ile konuşmam gerektiğini sanki devamlı kulağıma fısıldıyor ve ben önlenemez şekilde taksici abi/amca ile konuşmaya başlıyorum. Bundan pek de memnunum aslında, bir daha büyük ihtimal ile hiç görmeyeceğim bir insan ile tanışmış, belli konularda fikirlerini dinlemiş, bazen eğlenmiş bazen sinirlenmiş olarak iniyorum her bindiğim taksiden. Bazen o taksici abi/amca üzerimde o kadar büyük etki bırakıyor ki zaman zaman hatırlamak ihtiyacı duyuyorum falan (mesela Meren'in gelişini kutlamak için Asithane'ye giderken bindiğimiz taksici amcanın yolda durup bize muz alması, arkasından da türlü acayip bilmeceler sorarak her bildiğimiz soru için taksimetre ücretinden indirim yapması gibi)

Fakat bugün olan daha önce olmamıştı.  Ulusoy firmasından aldığım otobüs biletini açığa almak için bindiğim takside daha nereye gideceğimi söyleyeme fırsat bırakmadan şu diyaloglar gelişti.

Taksici abi: Merhaba, bir koku alıyor musunuz?

Ben: Hayır, nasıl bir koku almalıyım? (Tam bu noktada aklımdan Olasılıksız isimli kitaptaki hikaye geldi, Caine birşeyler olmadan önce acayip kokular duyuyordu, korktum :P)

Taksici abi: Nereye gideceğiz? 

Ben: Kadıköy/Rıhtım. Ulusoy önünde birkaç dakika bekleteceğim sizi

Bu diyalog sonrası ben ne kokmalıydı acaba diye düşünürken Acıbadem caddesine çıkmamızdan 30 saniye sonra sorularıma cevap buldum. Ön kaputun altından bir anda çıkan yoğun duman sonrası kokuyu ben değil yandan geçen arabalarda almış olmalıydı. Doğal olarak araba sağa çekildi ve inilip kaput açıldı. Yoğun duman dağıldıktan sonra gördükki sağda bulunan sigorta kutusu yanmış/erişmiş, alevler motorun diğer bölümlerindeki plastik aksamlara sıçramış ve yanmaya devam ediyordu.

Taksici abi motorun ailesi ile ilgili birkaç vecazda bulunduktan sonra bagaja doğru koşup bir şişe su alıp gelirken

Ben: Abi napıyorsun, bu alev su ile sönmez daha da büyür! Yok mu yangın söndürücün?

Taksici abi: Var ama eskidir, bilmiyorum

Ben: Yangına körükle gidilmez abicim

Taksici abi: Ne?

Ben: Hadi abi, hadi, tüpü çıkar...

diyaloğu ve arkasından neredeyse boyaları kazınmış yangın söndürme tüpü ile uğraşlardan sonra kurumaya yüz tutmuş birazcık köpük neyse ki durumu çok büyümeden kontrol altına almayı becerdi. Taksici abi Ümraniye'de bulunan servisi arayıp çekici araç istedi, bense bu noktadan sonra Kadıköy'e yürümenin daha olduğuna karar verdim.

Şimdi bu olanlara şaşırdığıma mı şaşırayım? 



Tags: Genel  Gezegen  Facebook   ,  Comments: 0
Beni benden alan yorumlar... 30 March 07, Friday @ 23:53

Slashdot okurken şu habere yapılan şu  değerli yorumlar beni benden aldı, paylaşayım istedim...

by badfish99 (826052) on Friday March 30, @02:16PM (#18546613)

As a mathematician, I'm always surprised by people who think that 4 and 4.0 should not be equal.

by zappepcs (820751) on Friday March 30, @02:21PM (#18546729)

As a mathematician, I'm always surprised by people who think that 4 and 4.0 should not be equal.

Well, one is just a number, the other is the SP version identifier that tells you when its safe to upgrade to a new version of windows.

by rootofevil (188401) on Friday March 30, @02:22PM (#18546733)

As a programmer, I'm always surprised by mathematicians who think that 4 and 4.0 should be equal.

by IMarvinTPA (104941) on Friday March 30, @02:33PM (#18546921)

As a programmer, I'm amused by both.

4 and 4.0 are equal by value but not in precision. 4 has one significant digit, while 4.0 has two. This is important because multiplying it by 1200 (which has two significant digits), yields two scientifically different answers. 4*1200 yields 5000 (5 x 10^3) while 4.0*1200 yields 4800 (4.8 x 10^3).

So, in the end, it depends, just like everything else.
by zippthorne (748122) on Friday March 30, @02:56PM (#18547315)

As an engineer, I'm also amused.

4.0 is definitely a 2 sig dig number, but 4 could be 1 sig dig or it could be "exact." You wouldn't say the 2 in 2*pi*r is only one significant digit, would you? Of course not, it would render any precision in pi or r meaningless.

Also, 1200 could have 2, 4, or be exact depending on the context. It's best to always use a notation that includes the fraction mark for non-exact quantities.
 

by twistedsymphony (956982) on Friday March 30, @03:51PM (#18548161)

Heh, thank you. As an engineer I was also going to make this point, I'm glad I'm not the only one who realizes that the number of 0s after a decimal carries with it some hefty implications in the manufacturing and engineering realm. Working for a bearing manufacturer I can tell you that the difference between a part with a diameter of 4.00cm and a part with a diameter of 4.00000cm is a few hundred dollars.



Tags: Genel  Gezegen   ,  Comments: 3
2007.1 16 March 07, Friday @ 13:42

Biraz önce 2007.1 resmi olarak duyuruldu, 18 Aralık 2006'dan beri yapılan tüm güncelleme/hata giderme/iyileştirme/geliştirme ve güvenlik güncellemelerini içeren bu 2007 bakım sürümünde KDE 3.5.6 geçişi, Furkan ve Gürer'in nefis ortaklığı ile ağ yöneticisi için WPA/WEP desteği, bir sürü yeni oyun ve uygulama, PiSi veritabanı hızlandırmaları ve her zaman ki gibi tüm dağıtımlar arasındaki en sağlam/kullanışlı/sorunsuz/teknolojik araçları ile lider bir dağıtım bulacaksınız.

Tabi mecvut Pardus 2007 kullanıcıları sadece PiSi ile güncellemelerini yaparak Felis chaus kullanmaya başlayabilirler...

 

 

Tam olarak neler değişti meraklısı varsa [1] ile karşılarına çıkacak uzun listeye bakabilir ama özetlemek gerekirse;

18 Aralık'ta Pardus 2007 paketler deposunun 16171. revizyonundan taglanırken, Pardus 2007.1 deponun 20587. revizyonda taglanarak hazırlandı. Bu demek oluyor ki sizinle olamadığımız şu 3 ayda toplamda 4416 revizyon ilerleyen depo günde ortalama 50 commit ile çoşmuş/çoşturmuş.

Enterprise falan bahane, Pardus hakikaten şahane...

[1] svn diff http://svn.pardus.org.tr/pardus/tags/2007/ http://svn.pardus.org.tr/pardus/tags/2007.1/ 



Tags: Gezegen  Facebook   ,  Comments: 1
Previous Page  - 3 / 7Next Page