Norah Jones...
02 August 07, Thursday @ 00:28
Şuradan da anlayacağınız gibi hakkında ufak bir ölçek problemi edindiğim Norah Jones 14. Uluslararası İstanbul Caz Festivali kapsamında İstanbul'da bir konser verecekti ve biletleri daha 3. gün tükenmişti ve ben öyle alık alık etrafa bakıyordum. Bu alık bakışlarımı havuz kenarında sergilediğim bir anda, daha önce bilet bulamadığım konserin merdiven biletlerinin konser saatinden birkaç saat önce satışa sunulacağını okudum gazetede (yazarın notu: Aynı gazetede seyahate çıkınca yanınıza okumak için hangi kitabı alırsınız sorusuna "Simyacı" diye cevap veren gerzek ünlünün neden "Küçük Prens" demediğine gülerken gördüm mevzu bahis haberi). O anda bin atlı çocuklar gibi şenlendik, pek nefis bir haberdi bu.

Bu sabah deniz/kum/güneş ile alkol ve kızları da arkamda bırakarak İstanbul'a doğru yola koyuldum. Yol yorgunluğunu at/duş al/hazırlan çık falan derken yola koyulup saat 20:00 gibi Cemil Topuzlu Harbiye Açık Hava Tiyatrosundaki merdiven bileti için uzuuuuun kuyruğa girecektim ki, arada bir arkadaşıma rastlayıp, "Aaaaa bizde de fazla bilet var, ekti bizimkiler" anını yaşayıp sanırım yukardaki beni seviyor diyene kadar.
Konser tek kelime ile "MUHTEŞEM" idi. Hakkında cümle kurmak gerekirse klasik gitar ile başladı, piyano ile devam etti, klavyeye geçti, piyanoya geri döndü arada sağ eli ile zil/sol eli ile piyano çaldı, elektro gitarı kaptı, klasik gitara geri döndü ve o ulvi sesi, inanılmaz yorumu ile sanatçı nasıl olunur dersi verdi. Bir ara tüm grup sahneyi terk etti ve piyanosu ve sesi ile tek kişilik orkestra nasıl olunur örnekleri sergiledi, şirinliği, çat pat Türkçesi, inanılmaz sahnesi, harika grubu ile yaklaşık 2 saat 15 dakika boyunca buralardan uzaklarda bir yerlere götürdü ve orada bıraktı. Bu kadar güzelliğin üzerine bir de hallice kaliteli bir seyirci vardı mekanda, şarkıları beraber söylediler, tempo tuttular, şarkı nerede başladı nerede bitti anlarını kaçırmadılar.
Herşeyi ile 4x4'lük bir konserdi, düzenleyenlere, katılanlara, emeği geçenlere teşekkürü bir borç bilir fazla mesai yapan kımıl zararlılarını zehirlemesi için İstanbul Büyükşehir Belediye'sine bırakır, genelde her konser sonrasında yaşadığım "yavrum ait olduğun/kullanman gereken klavye 104 tuşlu PC klavyesi değil" hissiyatını da yanıma alır denize/güneşe/kuma doğru yelken açarım...
Tags:
Genel
Gezegen
Facebook
,
Comments:
3
Deja Moo: The feeling you've heard this bullshit before.
12 July 07, Thursday @ 22:06
Bir kere ilişkimiz eskisi gibi yürümüyordu ki, her şeyden önce o iyice nazlanmaya, çok daha fazla ilgi istemeye başlamıştı. Durup dururken anlamsız kıskançlıklar, ufak tefek problemler yüzünden çıkan büyük kavgalar, hızıma yetişememe, gereksiz tavırlar, dediğimi yapmamak için özel çabalar, ne olduğu belirsiz ama kadınca ince mesaj kaygıları, ihtiyaçlarıma cevap verememe falan derken canıma tak edeli bayağı bir zaman olmuştu aslında.
Fakat halen çok çekiciydi, ona her baktığımda gördüğüm o ışığı, gerçekten göz kamaştırıcıydı. Nedense ondan kopmaya yeterli cesaretim yoktu ama bu ilişkinin artık bana zarar vermeye başladığını da fark etmiyor değildim. Her gece yattığımda türlü planlar yapıyordum kafamdan. Biran önce yeni birini bulmalı ve yeniden sevmeye çalışmalıydım, acı ama gerçek, alışveriş merkezlerinde/cafelerde falan karşılaştığım diğerleri bir türlü beni cezbedemiyordu, bir şeyleri eksik gibiydi hep. Birinin çok zeki değildi, diğeri ile eğlenemiyordum, kalanların dış görünüşü beni hiç etkilemezken bir sürüsü ise çok yapmacık geliyordu gözüme. Çözüm yoktu sanki, çok sıkılmıştım bu ilişkiden ama aldatmak mesela bir seçenek değildi. Hem aldattığımı falan duysa, aman allahım, herhalde benle ilgili her şeyi bir çırpıda siler atar ve bir daha yüzüme bakmazdı. O zaman ne yapardım ki, çaresiz, tek başıma...
Bir süre daha bu ilişki bu şekilde bir aşağı bir yukarı devam ettikten sonra bir gün aldı beni karşısına, o da anlamış olmalıydı sonunda, "yollarımızı ayırmamız gerekiyor" dedi bana. "Artık senle ben eskisi gibi "biz" değiliz, senin istediklerin/arzuladıklarını ben yapamam, sense benim istediğim o eski çocuk değilsin, değiştin. Beni böyle kabul etmek yerine gün geçtikçe zorluyorsun, yapamayacağımı tahmin ettiğin onlarca şeyi yapmaya zorluyorsun beni ve tahammülsüzsün bir kere. Eskiden ben hazırlanırken saatlerce bekleyen sen beklemekten bile sıkıldın, ben böyleyim ve değişemem/senden de değişmeni isteyemem, iki uygar insan gibi yollarımızı ayıralım, güzel birer anı olarak kalalım birbirimizin hayatında daha fazla yıpratmayalım birbirimizi" dedi. "Bana izin ver ben artık annenin evine geri döneyim, orada yeni bir hayata başlayayım" dedi.
Şaşırmıştım, hatta şok olmuştum, ama doğru kararın bu olduğunu da içten içe biliyordum. Uzun süre beraber yaşadığımız bu ilişkide onu seçtiğim için mutluydum ama aynı zamanda, kendine saygısını hiç kaybetmemişti bir kere, son anına kadar başı dik ve onurluydu.
Bir süre geçti, biz ayrılığa alıştık falan derken bir anda, hiç ummadığım bir anda ben ne olup bittiğini bile anlamadan kendime eski sevgilimden daha ufak tefek ama neredeyse onun kadar alımlı ve güzel, ama kat ve kat hızlı, bir o kadar akıllı, kaprissiz, kıskançlık yapmayan, ihtiyaçlarıma tam olarak cevap verebilen ve en önemlisi beni anlayan yeni bir sevgilim oldu. Halen eski sevgilimin yüzüne baktığımda saçtığı o ışığı arıyor olsam da, biliyorum ki yeni sevgilim ile de en az eskisi kadar mutlu olacağım.
Hayat bazen çok garip...
Tags:
Genel
Gezegen
Facebook
,
Comments:
6
Pardus 2007.2 Caracal caracal
11 July 07, Wednesday @ 23:46
Pardus 2007.2 Caracal caracal sunucularda yerini aldı! Başta KDE 3.5.7 olmak üzere yüzlerce hatanın çözüldüğü, bir sürü yeni özelliğin eklendiği, onlarca yeni paketin depolara girdiği, geniş donanım desteği ve kolay kullanımı sabit olan 2007 sürümünün yeni bakım sürümü bugün duyuruldu.
Listelerdeki heyecan, her geçen gün sayıları artan kullanıcılarımız, gün ve gün aramıza katılan katkıcılarımız ve hepiniz; Çok özelsiniz ve iyi ki varsınız!
Tags:
Genel
Gezegen
Facebook
,
Comments:
0
Deneme Sürümü: 2007.2 Beta (Kod Adı: Barış)
12 June 07, Tuesday @ 23:48
Bu
deneme sürümü değerli geliştiricimiz/dostumuz
Barış Metin 'e adanmıştır...
16 Mart 2007'da yayınlanan Pardus 2007.1 Felis chaus için bugüne dek yapılan güncellemeleri/hata düzeltmelerini içeren ara sürüm hazırlıkları kapsamında ilk
deneme sürümü olan
2007.2 Beta (Kod Adı: Barış) yayınlandı.
Yeni özellikler, iyileştirmeler ve KDE 3.5.7 olmak üzere bir çok programın (OpenOffice, k3b, kernel v.s. v.s) en güncel sürümlerini getiren
2007.2 Beta (Kod Adı: Barış)'yı denemek amaçlı indirmek için
ftp://ftp.pardus.org.tr/pub/pardus/kurulan/2007.2_Beta/ adresini kullanabilirsiniz.
Son olarak, bu sürümün bir deneme sürümü olduğunu bir kere daha hatırlatıyoruz :
Sürümün kararlı ve olabildiğince hatasız olması için çalıştık, yine de bu sürümü kurar ve denerken lütfen
deneme sürümü bir yazılım kullandığınızı unutmayınız. Testlerinizde karşılaştığınız hataları ve iyileştirme isteklerinizi her zamanki gibi hata takip sistemimize (
http://hata.pardus.org.tr ) bekliyoruz.
Daha az problem yaşamanız için CD'leri DAO modunda ve en fazla 16x hızında yazmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.
Tags:
Genel
Gezegen
Facebook
,
Comments:
2
Yangına körükle gitmek...
04 April 07, Wednesday @ 18:19
İstanbul acayip bir şehir, bir sürü acayip insan, bir sürü acayip şey yapıyor yaşamak için. Bende acayip bir adamım. Bu ikili birleşince ortaya bir sürü acayipliğin çıkmasına da artık şaşırmıyorum ya da şaşırmama şaşırıyorum diyelim.
Çenemin yaylarının doğum sonrası ilk nanosaniye itibari ile normal insanlardan hallice gevşek olması sebebi ile her taksiye bindiğimde içimdeki acayip taksici abi/amca ile konuşmam gerektiğini sanki devamlı kulağıma fısıldıyor ve ben önlenemez şekilde taksici abi/amca ile konuşmaya başlıyorum. Bundan pek de memnunum aslında, bir daha büyük ihtimal ile hiç görmeyeceğim bir insan ile tanışmış, belli konularda fikirlerini dinlemiş, bazen eğlenmiş bazen sinirlenmiş olarak iniyorum her bindiğim taksiden. Bazen o taksici abi/amca üzerimde o kadar büyük etki bırakıyor ki zaman zaman hatırlamak ihtiyacı duyuyorum falan (mesela Meren'in gelişini kutlamak için Asithane'ye giderken bindiğimiz taksici amcanın yolda durup bize muz alması, arkasından da türlü acayip bilmeceler sorarak her bildiğimiz soru için taksimetre ücretinden indirim yapması gibi)
Fakat bugün olan daha önce olmamıştı. Ulusoy firmasından aldığım otobüs biletini açığa almak için bindiğim takside daha nereye gideceğimi söyleyeme fırsat bırakmadan şu diyaloglar gelişti.
Taksici abi: Merhaba, bir koku alıyor musunuz?
Ben: Hayır, nasıl bir koku almalıyım? (Tam bu noktada aklımdan Olasılıksız isimli kitaptaki hikaye geldi, Caine birşeyler olmadan önce acayip kokular duyuyordu, korktum :P)
Taksici abi: Nereye gideceğiz?
Ben: Kadıköy/Rıhtım. Ulusoy önünde birkaç dakika bekleteceğim sizi
Bu diyalog sonrası ben ne kokmalıydı acaba diye düşünürken Acıbadem caddesine çıkmamızdan 30 saniye sonra sorularıma cevap buldum. Ön kaputun altından bir anda çıkan yoğun duman sonrası kokuyu ben değil yandan geçen arabalarda almış olmalıydı. Doğal olarak araba sağa çekildi ve inilip kaput açıldı. Yoğun duman dağıldıktan sonra gördükki sağda bulunan sigorta kutusu yanmış/erişmiş, alevler motorun diğer bölümlerindeki plastik aksamlara sıçramış ve yanmaya devam ediyordu.
Taksici abi motorun ailesi ile ilgili birkaç vecazda bulunduktan sonra bagaja doğru koşup bir şişe su alıp gelirken
Ben: Abi napıyorsun, bu alev su ile sönmez daha da büyür! Yok mu yangın söndürücün?
Taksici abi: Var ama eskidir, bilmiyorum
Ben: Yangına körükle gidilmez abicim
Taksici abi: Ne?
Ben: Hadi abi, hadi, tüpü çıkar...
diyaloğu ve arkasından neredeyse boyaları kazınmış yangın söndürme tüpü ile uğraşlardan sonra kurumaya yüz tutmuş birazcık köpük neyse ki durumu çok büyümeden kontrol altına almayı becerdi. Taksici abi Ümraniye'de bulunan servisi arayıp çekici araç istedi, bense bu noktadan sonra Kadıköy'e yürümenin daha olduğuna karar verdim.
Şimdi bu olanlara şaşırdığıma mı şaşırayım?
Tags:
Genel
Gezegen
Facebook
,
Comments:
0
2007.1
16 March 07, Friday @ 13:42
Biraz önce 2007.1 resmi olarak duyuruldu, 18 Aralık 2006'dan beri yapılan tüm güncelleme/hata giderme/iyileştirme/geliştirme ve güvenlik güncellemelerini içeren bu 2007 bakım sürümünde KDE 3.5.6 geçişi, Furkan ve Gürer'in nefis ortaklığı ile ağ yöneticisi için WPA/WEP desteği, bir sürü yeni oyun ve uygulama, PiSi veritabanı hızlandırmaları ve her zaman ki gibi tüm dağıtımlar arasındaki en sağlam/kullanışlı/sorunsuz/teknolojik araçları ile lider bir dağıtım bulacaksınız.
Tabi mecvut Pardus 2007 kullanıcıları sadece PiSi ile güncellemelerini yaparak Felis chaus kullanmaya başlayabilirler...

Tam olarak neler değişti meraklısı varsa [1] ile karşılarına çıkacak uzun listeye bakabilir ama özetlemek gerekirse;
18 Aralık'ta Pardus 2007 paketler deposunun 16171. revizyonundan taglanırken, Pardus 2007.1 deponun 20587. revizyonda taglanarak hazırlandı. Bu demek oluyor ki sizinle olamadığımız şu 3 ayda toplamda 4416 revizyon ilerleyen depo günde ortalama 50 commit ile çoşmuş/çoşturmuş.
Enterprise falan bahane, Pardus hakikaten şahane...
[1] svn diff http://svn.pardus.org.tr/pardus/tags/2007/ http://svn.pardus.org.tr/pardus/tags/2007.1/
Tags:
Gezegen
Facebook
,
Comments:
0